9/8’lik Pazarlama Matematiği

9/8’lik Pazarlama Matematiği

2017 Dönüşüm Muhteşem Olacak’ temalı Yerel Perakendeciler Zirvesi’nde yapmış olduğum ‘9/8’lik Pazarlama Matematiği’ sunumunu aşağıda bulabilirsiniz.

Sunum kapsamında ‘Türk toplumununun ortak paydası olan 9/8lik ritim ile pazarlamanın nasıl bir ilişkisi var?  9/8 pazarlama nasıl yapılır? Nelere dikkat etmek gerekir? Nasıl bir organizasyon yapısı ile ve yaklaşım ile yapılır?’ gibi soruların cevaplarını bulabilirsiniz.

Dijital Tüketici Odaklı İçerik Yönetimi

Dijital Tüketici Odaklı İçerik Yönetimi 

IAB’nin düzenlemiş olduğu ‘Benim Dijital Dünyam’ etkinliğinde yapmış olduğum ‘Dijital Tüketici Odaklı İçerik Yönetimi’ sunumunu aşağıda bulabilirsiniz.

Sunum kapsamında; dijital tüketici profili, yeni nesil dijital yaklaşımı, tüketici serüvenleri, tüketici serüvenlerindeki mikro anlar, tüketici serüvenlerine göre entegre içerik yaklaşımı ve içerik tipleri gibi konuları bulabilirsiniz.

Az Popüler Yazardan İmza Günleri

Arafta kalmış bünyesindeki amansız yangınları, sarkastik tekniklerle söndürememiş; hüzünlerini geçmişine, umutlarını kelimelere emanet etmiş kişidir yazar.

Kimisi dünyayı değiştirmek, kimisi kendini geliştirmek, kimisi de yaralarına pansuman olsun diye yazar.

Popüler olanları çok havalıdır. Auraları 34 ila 45 mt arasında değişir. Yazdığı her kelimeyi okur okumaz; değişmeye, gelişmeye, hissetmeye başlarsın. Tanışmak için can atarsın. Her kitabını, hayat hikayesini, tuvalete hangi ayakla girdiğini ezbere bilirsin. Her aktivitesine katılır, kelimeleriyle aranda kurduğun sanal bağın fiziksel dünyada izdüşümünü kovalarsın.

Az popüler yazarlar ise; kendi köşelerinde sessiz sakin takılan, hiç bir zaman geniş hedef kitlelere ulaşmayacak olan ama kendi hedef kitlesi nezdinde derinlemesine takip edilen bireylerdir. Auraları kendine kadar olup, anlamlarını yansıttıkları kelimelerin haricinde pek tanınmazlar.
Az popüler yazarlar kitaplarını çıkardıkları andan itibaren bazı dram ve eziklikleri deneyimlerler:

Read More…

Yüce Zerey Peryön 2016 Sunumu: Fabrika Ayarlarına Dönüş

Yüce Zerey Peryön 2016 Sunumu

Yüce Zerey Peryön 2016 Sunumu

Yüce Zerey Peryön 2016 Sunumu

Yüce Zerey Peryön 2016 Sunumu

21 Ekim 2016 Cuma günü Peryön 2016 Kongresinde gerçekteştirmiş olduğum ‘Fabrika Ayarlarına Dönüş’ sunumunu aşağıda bulabilirsiniz.

 

Sunum kapsamında, profesyonelin hayatında beklediği son sahneden başlayarak, fabrika ayarları, fabrika ayarlarının değişim ve gelişim süreci, profesyonel hayata girerken yapılan fedakarlıklar, adım adım kariyer haritası ve fabrika ayarlarına dönmek için neler yapmamız gerektiği üzerine sohbet ettik. Sunuma ek olarak bu konuyu kafama taktım, biraz daha yürüyeyim diyenler için ilgili kitabı da aşağıdan sipariş edebilirsiniz.

Fabrika Ayarlarına Dön

Fabrika Ayarlarına Dön

Tüm izleyenlere, ilgilenenlere, yorumlarını esirgemeyenlere yürekten teşekkür ederim.

Yüce Zerey Kristal Elma 2016 Sunumu – Oğlan Bizim, Kız Bizim

Yüce Zerey Kristal Elma 2016 Sunumu – Oğlan Bizim Unleashing the Next Wavs, acKız Bizim

Yüce Zerey Kristal Elma 2016

Yüce Zerey Kristal Elma 2016

 

06.10.2016 Tarihinde Kristal Elma Sahnesinde yapmış olduğum ‘Unleashing the Next Wave of Marketing Communication’ yani ‘Oğlan Bizim, Kız Bizim’ sunumunun tamamına aşağıda bulabilirsiniz. Sunum kapsamında markanın bizim oğlan olduğu, müşterinin de bizim kız olduğu ve öteki adamın dijitalleşme olduğunu hikayede; tüm izleyenlere, ilgilenenlere, yorumlarını esirgemeyenlere yürekten teşekkür ederim.

 

Işıksız Bir Sabah

 

Yüce Zerey

Yüce Zerey

Işık, kainatın var oluşundan beri üzerine düşen görevi hiç aksatmadan  yerine getirmiştir.

Kendisine verilen sorumluluğu; ezilmeden,  sorgulamadan ifa eden tam bir görev adamı..

‘Ver görevi, unut!’ adamlarından…

Görevini adam akıllı yapabilme motivasyonu ile yaşantısına, ziyadesiyle dikkat eder. Gece hayatı, alkolu, kumarı, pokemonu yoktur. Sağlıklı beslenir, ruhunu ve bedenini zinde tutan aktivitelerden geri kalmaz. Kitapta ne yazıyorsa O dur. Marjinalleşmeye, alternatif evrenlerde nefes almaya  hiç tahammülü yoktur. Kitabın arasında itina ile düzleştirilmiş çokomel kağıdıdır.

Hayal, ipleri elden kaçırmaktır. Işık, ipleri elinden kaçırmamak için hayatında hiç hayal kurmamıştır. Çünkü yaşadığı dünyada, ipin ucu kaçınca, hemen bir başkasının eline geçmektedir, sonrasında sizin kurduğunuz hayalleri bir başkası yaşamaktadır.

Read More…

Yeni Kitap: Fabrika Ayarlarına Dön

Yeni Kitap: Fabrika Ayarlarına Dön 

a48f36bffa5d297398e68fcbbb2c0a18

2014 yılında The Profesyonel ile başladı kitap hikayesi. The Profesyonel, daha çok profesyonel hayat ve aktörleri üzerine bir güzelleme idi. Fabrika Ayarlarına Dön, ise ilk kitapta bahsedilen profesyonel hayat aktörlerinin, halkın arasında satır aralarında kaybolmuş çarpıcı karakterle karşılaşıp tokat yemesi ve fabrika ayarlarına dönmesi üzerine hikayeler serisi. Pazartesi gününden itibaren tüm kitapçılardan temin edebilirsiniz.

Fabrika Ayarlarına Dön ile ilgili olarak detaylı bilgiyi Sevgili Ayşe Arman ile yaptığım röportajda bulabilirsiniz:

11.06.2016 Hürriyet – Ayşe Arman Fabrika Ayarlarına Dön

MÜTHIŞ KITAP, MÜTHIŞ ADAM, MUTLAKA OKUYUN… FABRIKA AYARLARINA DÖN!

Ben işte böyle röportaj seviyorum. Sorulara, tak, tak, tak, açık, net yanıt veren! Ve seni zekâsıyla saran… Yüce Zerey için pek çok şey söylenebilir ama benim aklıma gelen ilk sıfatlar, çok zeki, çok parlak, hızlı, yeniliklere açık, her şeyi küt diye kavrayan, hızlı davranan ve sinir uçları açık. Ve en önemlisi hayatı anlamaya ve yakalamaya çalışan… Kitabını da kendisini de çok sevdim. Ve çok şey öğrendim! Hele fabrika ayarlarına nasıl döneceğimiz bölümü müthiş! Kesip buzdolabıma yapıştıracağım, ayrıca çoğaltıp kızımın cüzdanına da koyacağım…

812653dba414a2c7a6909b0af1240761

Seni tanıyalım…

– Hadi tanıyalım. Ben Yüce Zerey, 1979 Bursa doğumluyum. Evli ve bir çocuk babasıyım. Pazarlama profesyoneliyim. Pazarlamanın pratik söylemlerine teorik altyapı olması için
de, 15 senelik akademisyenim. Okumaya ve yazmaya çalışan biriyim.

Adın neden Yüce? Bu ismi çok mu aramışlar?

– Sorma! Annem, bir tanıdığının oğlunda duymuş, çok beğenmiş ve koymak istemiş. Babamla da çok mutabık kalmadan, oldubittiye getirip halletmiş. Yıllarca ben de aynı soruyu sordum anneme: “Çok mu aradın be anne?” diye!

Sana ağırlığı olmadı mı? Hep ‘yüce’ olmaya çalışmaz mı insan? Yorucu değil mi?

Açıkçası hep ağır geldi. Çok sevemedim ismimi. Ama bir formül buldum: ‘Yüce Zerey’ kombinasyonu sayesinde yırttım! Barıştım ismimle. Bir de fiziksel olarak Allah’tan ufak tefek bir adam olmadım da en azından görsel olarak çok ezilmedim Yüce ismi altında!

Geleceğini kendisi planlayanlardan mısın? Aile gazı mı?

– Her anlamda modern ve demokrat bir ailede büyüdüm. Ne günü planladılar ne geleceğimi. Ben de böyle bir çabaya girmedim. Yapmaya çalıştığım sadece şuydu: Hayatın bana sunduğu ve sunacağı fırsatları okuyabilme yeteneğimi ve farkındalığımı geliştirmek. Sonra da sunulan fırsatlara hazır olacak altyapıyı ve donanımını oluşturmaya çalışmak.

Sen kendini yeterince anlatmadın, ben anlatayım. Şahane bir eğitim… Ve çoğu burslu… Kaç kişinin harcıdır London School of Economics’ten burs almak? Hadi eğitim tamam, kariyer de
müthişşş. Bu genç yaşında çok sıkı bir kariyer yapmışsın. THY, Coca Cola, Unilever…
Daha ne olsun?

– Yanlış anlaşılmasın, çoğu değil hepsi burslu!

Bu da iyiymiş!

– (Gülüyor) Orta halli keyifli bir ailenin tek çocuğu olarak büyüdüm. Küçük yaştan beri bilinçaltımda hayatta kendi başına var olmak vardı. Tüm bunları yaparken de aileme yük olmamak en birinci önceliğimdi. 12 yaşımdan beri evden hiç para almadım. Hem çalıştım hem okudum. Burslu okumak zorundaydım ki kendi ayaklarımın üzerine bastığımı, birey olduğumu gösterebileyim

Çocukluk hayalin bu muydu?

– Yok. Çocukluk hayalim çöp kamyonu kullanmaktı. Küçükken benim gözümde çöp kamyonları çok havalıydı. Farklı insanlardan, mekânlardan farklı hikâyeler toplarlardı. Maalesef bu bağ-
lamda çocukluk hayalimi gerçekleştiremedim. Ama farklı insanların hikâyelerini gözlemleme ve yazma açısından da kısmen gerçekleştirdim diyebilirim.

Sana ‘pazarlama dehası’ diyorlar, öyle misin?

– Diyenlerin teveccühü. Ancak teşekkür edebilirim. Yaptığım şey, sadece pazarlama dünyasının merkezinde olan ‘insan’ı doğru gözlemlemeye, anlama ve anlamlandırmaya çalışmak. Bunun için de mümkün olduğunca tüm disiplinlerden faydalanmak. Hayatın merkezinde olmak.

Kendini bir dakikada pazarla, nasıl pazarlarsın?

– Ayşe Arman’ı, “Yüce Zerey’in hayatımda çok özel bir yeri var. Kendisini çok severim” demeye ikna ederek!

Peki kitabını pazarla… Onu nasıl yaparsın?

– Hem ‘The Profesyonel’ hem de ‘Fabrika Ayarlarına Dön’ benim için birer kitaptan ziyade yol arkadaşı, yaren oldular. Dolayısıyla arkadaş, pazarlanmamalı! Sadece tanıştırılmalı!

‘Fabrika Ayarlarına Dön’le, aslında senin gibi kurumsal işlerde çalışanların hayatlarını feci eleştiriyorsun, hatta baştan aşağı boyuyorsun! Bu, bir çelişki değil mi?

– Şöyle çelişki değil: Hayatı doğrusal deneyimlemiyoruz. Hepimizin bünyesinde farklı altkimlikler var. Bazen bunlar birbirine sağlam giriyor! Sonuçta, eleştirdiğim veya yazdığım birçok altkimlik veya davranış benim de bünyemde mevcut. Ben kendimi farklı bir yere konumlandırıp, “Ey, siz beyaz yakalılar!” diye ahkâm kesmiyorum
ki. Sadece bu zamana kadar, kendime yapmış olduğum eleştirileri gerçekleştiren iç sese mikrofon uzatıyorum.

Bu kitabı yazmak aklına nereden geldi?

– Profesyonel hayat, bünyesinde barındırdığı illüzyonlarla, gerçek hayatla arasına mesafe koyuyor. İllüzyonun, sanal kimliklerin olduğu ortamlarda da oksijen olmuyor. Oksijeni yazmakta buldum! Ben yazarak nefes alıyorsam başkalarına da nefes aldırabilirdim.

Peki bu kadar acı çekiyorsun, neden devam ediyorsun?

– Romalı düşünür Genç Seneca der ki, “Hafif acılar konuşabilir ama derin acılar dilsizdir!” Benim çektiğim hafif acılar konuşabiliyor, beni de konuşturabiliyor. O yüzden paylaşabiliyorum.
Acıları derinleştirmeden devam etmek lazım ki acılar dilsiz
kalmasın!

Bir cümleyle kurumsal dünyaya nasıl bir mesaj verdiğini söylesene…

– Hayatta her şeyin merkezine koyduğunuz sabitiniz, kariyeriniz olmasın! İkinci cümlemi de edebilir miyim: Sizin dışınızda bir dünyanın olduğunun farkında olun, nerede çalışırsanız çalışın kendiniz olmaya çalışın. Özünde verdiğim tek mesaj: “Nefes alın!”

Kitapta dijital bir dil kullanıyorsun, artık hayatımız dijital mi?

– Kesinlikle! Dijital hayat, dijital platformların hayatımızın organik bir parçası olduğu hayat demek. Hızlı deneyimlenen, akışkan, sonuç odaklı, sabırsız, bünyesinde birçok illüzyonu barındıran
yüzeysel ama havalı bir hayat.

Peki klasik hayattan ne farkı var?

– Klasik hayat bünyesinde daha fazla gerçeklik barındırıyor. Dijital hayatlarda, yüzeysel, sonuç odaklı ilişkiler yaşanıyor. Mevcut ilişkiler, bireylerin dijital hayatlarına ayırdıkları zaman ve
öncelikten dolayı kaliteli yaşanmıyor. Bireyler olduklarından farklı bir kimlik, yaşadıklarından farklı bir yaşantı sergiliyor. Aslında bir nevi tüm kullanıcıların kimliklerini bireysel bir marka gibi yönettiği bir hayat söz konusu…

Bu dijital hayatı, daha çok plaza insanları yaşıyor. Peki plaza insanlarının hepsi sahte mi?

– Kesinlikle hayır! Hatta çoğunluğu değil. Ama sahte olan bir kesim var bunların kanaat önderi olduğu ortamlarda, illüzyona kapılan çok oluyor.

Senin için önemli olan ne? Sahici olmak mı?

– Evet. Hem de konjonktürden, ortamdan, süreçten, mekândan bağımsız sahici olmak! Ve kendin olmak…

O zaman kurumsal hayat sahtekârlık üzerine mi kurulu?

– Hayır, değil. Ancak çok rekabetçi bir ortam olduğu için sistem kendi kısa yollarını, sonuç odaklı sistemi bozma, atlatma yöntemlerini üretiyor.

Anlattığın öykülerde, bu dünyanın insanlarının özellikleri: Yalancı, hırslı, başkasını ezen, proje insanı, başkalarını kullanıp atan, bencil, depresif, mobbing’ci, kibirli, ilgi manyağı,
şımarık, kıskanç, çocuklarına karşı ilgisiz…Hepsi öyle mi yani?

– Sonuçta hikâye anlatımında konuya dikkat çekmek için her daim abartılar olabilir, karakterler karikatürize edilebilir. Çünkü bu karakterler üzerinden hikâyeyi kurgulamak, mesajı daha çarpıcı hale getiriyor. Ama kesinlikle bu hayattaki herkes böyle diyemeyiz.

Ne diyorsun, “Plazaları terk edelim, rahat edelim” mi?

– Bilakis, plazalarda olalım! Ama hayattan kopmayalım.

Niyetin yok yani terk etmeye…

– Kısa vadede yok! Çünkü kendi gerçekliğimi yaşayabiliyorum.

HAYAT FELSEFEN OLSUN 

· Kendini Tanı. (Kimsin? Zaafların? Güçlü noktaların? Travmaların? Acıların? Mutlulukların? Amacın?)

· Hayatı Tanı. (Ortamı tanı. Kim, kimin adamı? Kimlerin kimlerle ilişkisi var? Başarının tanımı? Başarısızlığın tanımı? Kariyerin yolu yordamı?
Kariyer haricinde neler seni mutlu eder? Tehlikeli insanlar? Yardım edebilecek insanlar? İşten öte hayat?)

· Tutkunu bul. (Bahsi geçince gözünün parladığı konu? Tutkun? Tutkun için ne yaptın? Ne yapacaksın?)

· Duruşunu bul. (Kırmızı çizgilerini belirle. Değerlerini belirle. Çizgilerini çek ve çizgi dışında kalanlar için gerekli yaptırımları uygula.)

· Kendin Ol. (En önemlisi nerede olursan ol, ama kendin ol. Klişelerden, şablonlardan, samimiyetsiz ortamlardan uzak durmaya çalış.)

· Nefes Al. (İşten öte, nefes mekanizmaların olsun. Nefes alabileceğin mekânları, insanları, ortamları ve aktiviteleri belirle. Nefes al!)

· Asla Vazgeçme.

Digital Age Summit 2016

Digital Age Summit 2016’te yapmış olduğum ‘Ex is the Next’ başlıklı konuşmamın videosu aşağıdaki gibidir:

Konuşma akabinde ise Digital Age dergisinin gerçekleştirdiği gelecekte dijital ile ilgili olarak nelerin değişeceğini anlamaya çalıştığı  röportaj çalışması ise aşağıdaki gibidir:

Konu ile ilgili olarak Digital Age’te yayınlanan haber:

“İstanbul Bilgi Universitesi Öğretim Görevlisi Yüce Zerey, Next10 temasıyla 10. kez düzenlenen Dijital Age Summit 2016’da konuştu: “İçerikteki teknoloji ve format değişimlerine hakim olan markalar başarılı olacak!”

Yüce Zerey’in, önümüzdeki 10 yılda content’te nasıl bir dönüşüm yaşanacağını ve gelecek kehanetlerini paylaştığı röportajımızı yukarıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz…

Yüce Zerey, "İçerik teknolojilerine hakim olan markalar başarılı olacak"

Next10 temasının konu olduğu bu yılki Digital Age Summit’te konuşmacalarının ve katılımcıların geleceğe dair öngörüleri, Mindshare’in gerçek zamanlı teknoloji çözümü The Loop adlı platformda yer aldı. Platformda Yüce Zerey’in “Next is the EX” sunumu zirvenin ilk gününün en çok konuşulan konuları arasında oldu.

Yüce Zerey konuşmasında, “Content’in özünde radikal değişiklik beklemiyorum, formatlarında ve sunuş şekillerinde değişiklikler olacak. Ama sonuçta content’in oluşumu hikâye… Aslında baktığımızda insaoğlunun ilk hikaye anlatımından bu yana hikayenin oluşturulma süreci pek değişmedi. Onun matematiği çok net ama hikâyenin sunuş ve farklı kitlelere ulaştırılış şekli ile formatları çok değişti. Önümüzdeki dönemde daha çok teknoloji ve format açısından değişiklikler olacak. Tüketici içgörülerinde ve insan motivasyonlarında ise radikal değişiklikler olmayacak. Bunlara da hâkim olan markalar, yeni teknolojileri ve değişimleri doğru bir şekilde anlarlarsa gelecekte çok aktif bir şekilde rol alacaklar.” dedi.”

1 2 3 49  Scroll to top