Posts by: Yüce Zerey

Tarihin En İyi Sunumu

Sunum hayatımızın artık vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Aslında hep hayatımızın önemli bir parçasıydı ancak araçlar farklıydı. Zaten özgün sunum yapabilenlerin tarihte hep hakkını veriyor.
Gelmiş geçmiş sunumlar sıralamasında birinci sırada yer alan kişi hiç de yabancı değil: Steve Jobs.

Son zamanlarda Mac Book Air lansmanındaki muhteşem sunumu ile kitlelerin beğenisini kazanmıştı.

En iyi sunum olarak seçilen sunum ise, Steve Jobs’un 1984 yılında Macintosh’un lansmanında yapmış olduğu sunum. Cebinden çıkarmış olduğu 3.5 inc lik diskette bizleri alıp maziye götürüyor.

Özetle, insan 7 sinde nasıl sunum yapıyorsa 70′inde de aynı şekilde sunum yapıyor.

Pazarlama 2.0 Örnek Uygulama: En Büyük Asker Bizim Asker


Yoğun bir stratejik yapılanma süreci geçiren Türk Telekom‘un başarılı uygulamaları, yapılan sürecinin başarısı hakkında bizleri bilgilendiriyor.

Türk Telekom
, askere gidenlerin en önemli sorunlarının başında gelen aile ile telefon görüş(e)me(me)sine Aile Kart ile çözüm öneriyor.

TT Aile Kart’ın sistemi şu şekilde işliyor:

Ev veya iş telefonunuza bağlı bir Aile Kart alıyorsunuz,
sevdikleriniz, ankesörlü telefonlardan dilediğiniz gibi konuşuyor, konuşma ücreti kartın bağlı olduğu ev veya iş telefonuna ekleniyor.

Aylık Aile Kart’ını Multimedya Ankesörlü Telefonlar’da, internete bağlanmak, SMS göndermek ve ya fotoğraf çekip e-posta göndermek için de kullanabiliyorsunuz.

Türk Telekom geçtiğimiz günlerde Aile Kart ürününü desteklemek için yeni bir pazarlama 2.0 çalışması gerçekleştirdi.

“En Büyük Asker Bizim Asker” ismini verdikleri uygulamada öncelikle Adınızı Soyadınızı giriyorsunuz, daha sonrasında askerlik sınıfını seçiyorsunuz (Karacı, Denizci, Havacı, Jandarma gibi) daha sonrasında ise üniformanıza ister fotoğraf ekliyorsunuz, isterseniz webcamden gerçek zamanlı görüntü ekleyebiliyorsunuz.

Askerlik bizim için çok kutsal bir görev. Oğlu, eşi, sevgilisi, nişanlısı askerde olanların kendilerini sürecin içine dahil edebilecek başarılı bir kampanya. Pazarlama 2.0′ın en temel öğelerinden olan katılımcılık ve etkileşimi, en hassas değerlerimizden olan Askerlik, Yakınlık, Aile motivleri ile destekleyen kampanya başarıyla ilerliyor.

LOST: Viral Pazarlama Kampanyası


Herkes tarafından beğeniyle izlenen LOST dizisi, senaryo başarısının yanında gerçekten çok başarılı bir pazarlama zekasına sahip.

LOST‘un pazarlama stratejilerini belirleyenler, 4. Sezon için başarılı bir viral pazarlama kampanyası sürdürüyor. Pazarlama iletişimi seçimlerinde genellikle viral pazarlamayı tercih eden ekibin son kampanyası kapsamında dünyanın farklı şehirlerinde (daha çok Lost oyuncuları ile ilgisi olan şehirlerde) billboardlarla 4. sezonun temasını ve interaktif pazarlama uygulaması olarak düşen uçağın sırrını keşfetmemiz için hazırlamış oldukları siteyi anlatıyorlar.

Kampanya billboardlarının yer aldığı şehirler aşağıdaki gibidir:

  • Los Angeles, CA
  • Tustin, CA
  • Ames, IA
  • Miami, FL
  • New York, NY
  • Portland, OR
  • Knoxville, TN
  • Seoul, South Korea
  • Sydney, Australia


Kampanya, 4.Sezonun ana teması olan adadan kimlerin nasıl kurtulduğu üzerine kurgulanmış. Oceanic Airlines’ın reklamları üzerinde find815.com yazıları hemen ilgimizi çekiyor. Zaten ilgilimizi çeksin, konuşalım, bloglarda yazalım, sağda solda anlatalım diye yapmışlar.


Find815.com’a gelince, bizim merak güdülerimizin, keşfetme güdülerimizin üzerine kurgulanmış başarılı bir interaktif site. Sitede Oceanic 815 uçağını aramaya koyuluyorsunuz, aslında uçaktan ziyade ciddi bir cevap arayışındasınız. Oceanic 815 uçağı hakkında ne bir iz var, ne kurtulan var ne de bir neden var! İşte bu tetikleyici havuç ile bu başarılı interaktif site içerisinde bizleri Alice Harikalar Diyarında gibi dolaştırıyorlar.

LOST bütünleşik pazarlama iletişimini başarı ile kullanan bir dizi. Darısı bizim dizilerimizin başına…

Sosyal Medya 'ya Verilen Önem


TNS Media’nın yaptığı araştırmaya göre pazarlama departmanı yöneticileri sosyal medya platformlarını, şirket iletişimi açısından hayati derecede önemli buluyorlar.

Bir çok ülkede pazarlamadan sorumlu üst düzey yöneticiler için sosyal ağlar; şirket, marka ya da ürün pazarlaması için vazgeçilmez bir olgu haline geldi. Yöneticilerin yarıya yakını şirket iletişiminin üst düzey yönetim tarafından izlenmesi ve önemli kaynakların yerinin belirlenmesi gerektiğine inanıyor.

Araştırma sonuçlarına göre şirketler sosyal medya platformlarını oldukça ciddiye alıyorlar. Ayrıca şirket yöneticilerinin yüzde 95’i sosyal medya platformlarının önümüzdeki 5 yıl içersinde büyüyeceği konusunda hem fikir.

Araştırmaya katılan yöneticilere sosyal medya platformlarının hangi amaç için kullandıkları sorulunca, yüzde 37’lik bir kesim tüketici görüşü almak için, yüzde 21’lik bir kesim marka farkındalığı yaratmak için, yüzde 21’lik bir kesim ise müşteri bağlılığını artırmak için sosyal medyayı kullandıklarını belirttiler.

Herşey Sosyal Medya önemlidir, demekler, veya birkaç kampanya yapmakla bitmiyor. Sosyal Medya Stratejilerini entegre olarak tasarlayıp, hedeflerini tayin edip, bütüncül bir proje yönetimi kapsamında ele almak gerekiyor.

Gazete 1.0: Son Demler


ABD’de yapılan bir araştırma, giderek daha fazla sayıda kişinin, geleneksel gazeteciliğin önemini kaybettiğini düşündüğünü, katılımcıların yarısınınsa habere ulaşmak için internet kaynaklarından yararlandıklarını ortaya koyuyor.

We Media/Zogby” interaktif anket sonuçları, katılımcıların çoğunun, gazeteciliğin hayat kalitesi için önemli olduğunu düşündüğünü, yüzde 64′ünün ise yerel gazeteciliğin yeterince tatmin edici olmadığı görüşünde olduğunu gösterdi.

Soruları yanıtlayan yaklaşık 2000 kişinin neredeyse yarısı, internetin, haber ve bilgiye ulaşmak için ilk kaynakları olduğunu belirtti.

Katılımcıların üçte birinden azı, haber için televizyon izlediğini, yüzde 11′i radyo dinlediğini, yüzde 10′u ise gazete okuduğunu kaydetti.

Tüm bu veriler de bizim gazetelerimizin Medya 2.0′a ne kadar önem vermesi gerektiğini, konu ile ilgili eylem planlarını yavaş yavaş hayata geçirmesi gerektiğini ifade ediyor.

Türk Dizileri: Uyarla – Çek – Yayınla

Öncelikle bu yazıyı yazarken özgün ve ciddi emek sarfedilen dizilerimizi tenzi ederek başlamak istiyorum.

Gelişmekte olan ve tüketim toplumu yapılanma sürecinin henüz başlarında olan ülkelerde sık sık sağlam imitasyon vakaları vuku bulur.

Hızlı rekabet sürecinde, bir an önce gelişmek, yetişmek, rakibi geçmek, pastadaki tüm dilimleri almak, mevcut dilimleri geliştirmek adına, nitelik ve özgünlük ikinci plana atılabiliyor.

Medya sektöründe bu durumun çok güzel örneklerini görüyoruz. Çekilen çoğu programın lisansı, anafikri yabancılara ait. Bizlere düşen ise, lisans anlaşmasını yapmak, uyarlamak, çekip yayınlamak oluyor.

Tabiki uyarlayabiliriz. Sonuçta hayatımızda kullandığımız, ürünlerin aldığımız hizmetlerin, ne kadarı özgün? Ama önemli olanın anlamlı seçim yapabilme ve katma değerli uyarlama süreci…

Yurtdışında beğendiğimiz bir dizi/program vs proje varsa, bu projenin Türkiye’de başarılı olup olmayacağını iyi analiz etmek gerekir.

Başarılı olabilmesi için: Türk izleyicilerin hangi motivlerini, nasıl tetikletmeyi düşünüyoruz ki başarıyı yakalayabilelim?” sorusunun cevaplarının oturaklı bir şekilde verilmesi gerekir. Akabinde de: “Bu projeyi ne kadar özgünleştirebiliriz?” sorusunun altyapısı sağlanmalıdır. Bu sorular çok fazla cevaplanamadığında, Türk İzleyicisi projeyi sahiplenmiyor.

Konumuzla ilgili örnekler verecek olursak (Övgü Akgürgen’e teşekkürler);

Medium: Zeliha’nın gözleri

Allison DuBois’nın gerçek yaşam öyküsünden uyarlanarak çekilen NBC’nin “Medium” isimli dizisi Türkiye’de “Zeliha’nın Gözleri” adlı Türkçe formatıyla STAR TV’de karşımıza çıktı. Her iki dizinin başkarakteri de işlenmiş cinayetleri ve insanların geleceklerini görebiliyor ve cinayetlerin çözümünde polise ve insanlara yardım ediyor.



Lost: Göl
Tüm dünyada olduğu kadar Türkiye’de de geniş bir izleyici kitlesine sahip olan “Lost”un Türk versiyonu ise henüz yayınlanmaya başlamadı. Şu anda YouTube gibi video paylaşım siteleriyle sesinin duyurmayı başaran “Göl” isimli dizi, merakla bekleniyor.

Grey’s Anatomy : Doktorlar
Show TV’nin sevilen dizisi “Doktorlar” da Dizimax’te yayınlanan “Grey’s Anatomy” isimli yabancı dizinin bire bir kopyası.




Dawson’s Creek: Kavak Yeller
i
Kanal D’de yayınlanan “Kavak Yelleri”, CNBC-e’nin sevilen dizisi “Dawson’s Creek”in tam anlamıyla Türk uyarlaması. Bu iki dizi, senaryodan karakterlerin davranışlarına ve fiziksel özelliklerine kadar pek çok noktada benzeşiyor. Örneğin karakterler açısından bakıldığında, Deniz’in Dawson, Aslı’nın Joey, Mine’nin Jen, Efe’nin de Pacey olduğu açık seçik anlaşılıyor.



24: Mahşer
cnbc-e’de yayınlanan “24” kadar etkileyici bulunmadığından mıdır bilinmez, atv’de yayınlanan “Mahşer” isimli taklit dizi kısa bir süre sonra yayından kaldırıldı.




Sabrina: Acemi Cadı
Orijinaline sadık kalınarak çekilen bir diğer Türk dizisi ise “Acemi Cadı”. Sihir yapabilen bir lise öğrencisi genç kızın hayatını anlatan ve çocukların ilgiyle izlediği Sabrina seneler sonra Türk yapımcılar tarafından yeniden keşfedilince ona içerik olarak tıpatıp benzeyen Acemi Cadı Türk televizyonlarında yayınlanmaya başladı.




My Name Is Earl: Hakkını Helal Et
cnbc-e’nin bir başka sevilen dizisi “My Names Is Earl”, “Hakkını Helal Et” adıyla Türkçeleştirilip dini bir dizi formatına çevrildi. Orijinalinde sit-com olarak çekilen dizi, STV’de daha çok dini mesajlar içeriyor.

Google'ın Başarı Sırları


“Googol”, 1′i 100 tane 0′ın izlediği matematiksel bir terim.

Bu terim, Google’ın büyüklüğünü, pazarlardaki etkin gücünü ve pazarlamasının oluşturduğu dinamiği temsil ediyor.

Google’ın basit bir vizyonu var; “mükemmel arma motoru” olmak ya da Larry Page‘in dile getirdiği gibi: “ne demek istediğinizi tam olarak anlamak ve istediğiniz şeyi size tam olarak vermek”.

Şimdi 9 milyar sayfa arasında arama yapan Google, dünyanın en önde gelen arama motoru olarak yerini her geçen gün sağlamlaştırıyor.


Google, “on şey” üzerine kurulu felsefesine bağlı kalarak, karmaşık bir dünyada gücünü koruyor. “on şey”, doğru yönde ilerlemelerini sağlayan güçlü bir kılavuz niteliğinde.

On Şey (Google.com)

1. Müşteriye odaklanın; diğer her şey arkasından gelecektir. Birçok şirket kendileri için müşterilerinin öncelikli olduğunu iddia etse de çok azı hissedar değerini arttıracak küçük özverilerde bulunmanın çekiciliğine karşı koyabiliyor.

2.En doğrusu bir şeyi gerçekten, ama gerçekten çok iyi yapmaktır. Google’ın işi, arama. Bütün ekibimiz kendini mükemmel bir arama motoru oluşturmaya adamış durumda.

3. Hızlı olması yavaş olmasından daha iyidir. Google anında memnun etmeye inanır. Yanıtlara ulaşmak istiyorsunuz ve bunu hemen istiyorsunuz. Biz kim oluyoruz ki itiraz edelim?

4. İnternette demokrasi işe yarıyor. Google işe yarıyor, çünkü başka hangi sitelerin değerli içerik sunduğunu belirlemek konusunda internet sitelerini ziyaret eden on milyonlarca bireye güveniyor.

5. Bir yanıta gereksinim duymak için çalışma masanızda oturuyor olmanız gerekmiyor. PDA, mobil telefonlar ya da arabalar yoluyla… dünya giderek daha mobil hale geliyor ve sabit bir yerle sınırlanma isteğinden uzaklaşıyor.


6. Kötülük yapmadan da para kazanabilirsiniz. Google bir işletmedir. Gelir kaynağımız şirketlere sunduğumuz arama teknolojisi ve reklam satışlarıdır.

7. Oralarda bir yerde her zaman daha fazla bilgi var. Diğer arama hizmetlerinden daha fazla sayıda sayfa dizinledikten sonra, görseller ya da PDF dosylaları gibi doğrudan erişime hazır olmayan bilgilere odaklandık.

8. Bilgi gereksinimi bütün sınırları aşar. Google tüm dünyada bilgiye erişimi kolaylaştırıyor. Arayüz yaklaşık 100 dile uyarlanabiliyor.

9. Üzerinizde takım elbise olmadan da ciddi olabilirsiniz. Kurucularımız arama dışında hiçbir konuda ciddi olmayan bir şirket oluşturmak istedi. İş, zorlayıcı ve eğlenceli olmalıydı.

10. Müthiş yeterince iyi değildir. Her zaman beklenenden fazlasını verin. Yenilik ve tekrar yoluyla, iyi işe yarayan bir şeyi alıyor ve onu beklenmedik bir şekilde geliştiriyoruz.

İŞLETME 2.0 >>Örnek Uygulama: "Senin Hikayen" Microsoft

Kapsamı:

İşletme 2.0 bünyesinde Pazarlama 2.0

Açıklama:

Televizyon mecrasında karşılaşmaya pek alışık olmadığımız Microsoft geçtimiz günlerde Senin Hikayen kampanyası ile ilgili reklam filmleri yayınlatmaya başladı.

Kampanya, “Herkesin anlatacağı bir hikayesi vardır! Hayatın, en önemli hikayendir” anlayışı ile haraket ediyor.

Microsoft, kullanıcılara hikayelerini görsel olarak yayınlama imkanı tanıyor.
Kullanıcılar, Senin Hikayen sitesine üye olduktan sonra, profillerine fotoğraflarını yüklüyorlar ve yüklenen fotoğraflar, video formatına çevriliyor ve yüklenen sıra ile moderatörler tarafından onaylandıktan sonra ekranda akıyor.

Üyeler tarafından siteye yüklenen ve onaylanan tüm hikayeler, yine üyeler tarafından oylanıyor. Her hafta sonunda en çok oy ortalamasına sahip olan hikayenin sahibine HTC touch telefon hediye ediliyor.


3 ay sürecek oylama sonucunda en çok oyu toplayarak Senin Hikayen’in birincisi olacak kişiye, Vespa (GTS 250), Amerika-New York gezisi ya da yurtdışında dil eğitimi seçeneklerinden birini tercih etme veriliyor.

Perde Arkası:

Herkesin aslında oturup düşünüldüğünde ciddi bir Microsoft geçmişi var. Windows 3.1lerde, Excel 4.0 larda kaç yaşlarındaydık, neler yapıyorduk? Windows 2000, Office 97 çıktığında kaç yaşlarındaydık ve neler yapıyorduk?

Çekilen reklam filmlerinde de verilen mesaj, aslında hepimizin, farkında olsak da olmasak da geçmişimizde ve günümüzde ciddi bir Microsoft hikayesi olduğu yönünde.

Microsoft da bunun bilincinde olarak Senin Hikayen kampanyasında:

“Hişşşt kullanıcı, potansiyel müşteri, hedef kitle; biliyorsun biz yıllardır tanışıyoruz. İyi günde kötü günde hep beraberdik. Benimle oyun oynadın, benimle ödev yazdın, benim teklif hazırladın ve sunum yaptın. İşte bunu sakın unutma ve farkında ol! Unutma ve farkında ol diye ben de sana böyle bir kampanya hazırladım. Sen unutmadıklarını ortak noklarımızı yaz, görselle anlat ki, diğer arkadaşlarında görsün ve onlar da “Aaa hakikaten Microsoft’un benim de hayatım da ne kadar önemli yeri var” desinler. Bu süreç ağızdan ağıza anlatılarak devam etsin”

gizli mesajını kurguluyor.

Pazarlama 2.0′ın en önemli özelliklerini; kullanıcıyı oyunun içine dahil etme ve içeriklerini (görsel de olsa) kendilerine ürettirme, paylaşma, oylama, hikaye oluşturma, duygusal bağ kurma, başarı ile kullanmış. Teknoloji ve işdünyasına vizyonu ile ciddi katma değerlerde bulunan, ve keyifle takip ettiğim Sevgili Mehmet Nuri Çankaya’yı bu projeden dolayı tebrik ediyorum.

Yüce Zerey | y=f(yuce)

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77  Scroll to top