Az Zenginin Dramı

az_zengin.001

Zengin, sosyo-ekonomik statü düzeyi, parası, malı sonsuzda şuursuzluğa yakınsayan; varlıklı, varsıl, variyetli kişiler grubudur.

Az zengin ise, hayatının merkezine zengini almış, zengini zenginden daha çok konuşan, zenginin yaptıklarını ve / veya yapmadıklarını  zenginin bile fark etmediği, detaylı bir şekilde deneyimlemek için kıt kaynaklarını optimize etme çabasında olan orta – üst sınıf fukara kümesidir.

Maratona tavşan olarak başlayan zenginin arkasından ciğerleri patlayana kadar koşan az zengin, fukara dünyasında, bir çok travmayı, dramı bünyesinde barındır:

 “İhtiyaç kredisiyle de olsa, şehrin en havalı spor kulübüne yazıldım. İmajımın zenginleşmesi için de Personal Assistant (PA) tuttum. Sadece bana özel tasarlanmış bir program eşliğinde mahalleri karıları gibi oynayıp içimizdeki kurtları döküyoruz. Oradan buradan sarkıp, kıçımızı başımızı gererek, fotoğraf çekip Pilates yapıyoruz.”

 “Tabiki premium bir sitede oturuyoruz. Ama hala kiradayız. Olsun, Tinkuntan’ın CEO’su Satılmış Porsuk ile aynı çimenlerde yürüyoruz.”

 “Abaza zengin, yürüyünce  çapkın oluyor.  Abaza az zengin, yürümeye yeltenince, sapık oluyor. Bi türlü anlayamıyorum.”

 “Bildiğin bütün ünlüler de buradan alıyor. Orijinaline o kadar para verilir mi ? Sonuçta çakmaların da çok kalitelileri var. Kim anlayacak?”

 “Şu tekneyi alacam diye anam ağladı. Aldım da ne oldu? Kodamanların teknelerinin yanında kayık gibi kaldı.  Üstüne üslük, koyacak yat limanı da bulamıyorum. Hepsi çok pahalı. Milletin mürettebatı, kaptanı var; ben hala amele gibi her şeyi kendim yapmaya çalışıyorum. Ayakkabıları çıkart be Zülküf abi, daha yeni sildim be. Ahh be Zülküf abi…”

 “Yurt içi ve yurt dışındaki outletlerin tuvaletlerinin taş detayına kadar hakimim. Premium markaları başka türlü nasıl alacağız ki? Outlet dinamiğine hakim olduktan sonra insan normal alışveriş yapamıyor.” (Salı pazarında görüldü…)

 “Seymen indirimi başladı mı Necla? Başlamış olması lazım, email geldi bana. Hadi gidelim bakalım Nişantaşı’na.”

  “Puro, pahalı bir hobi. Ama purosuz kaldığımda da elim ayağım titriyor. Kaçak puro alım sürecini patlatmamız lazım artık. Yoksa çoluğun çocugun rızkını puroya gömeceğiz.”

 “Çok yüksek frekansta dışarı çıkmıyoruz. Ama çıktığımız zaman da mutlaka zengin bir yere gitmeye, az yemeye, çok hava atmaya odaklanıyoruz. Hep iyiyiz. Şekeriz…”

   “Masamın üzeri ve kütüphanem hep zengin kitap ve dergileri ile dolu. Bu vesile ile yüksek sosyete araba, uçak, mekan, mücevher ve sanat kültürlerine cümle içinde kullanacak, artislik yapacak kadar hakimim.”

   “Benim de davetiyem yoktu. Fitnat’ın kocasının çalıştığı şirkete iki kişilik davetiye göndermişler. “Bu g..t benim…” galasına birlikte gider, gelenlere bok atarız.”

   “Uçak aldı da ne oldu? Modeli neymiş? Kapasitesi ne kadarmış? Menzili neymiş? Ebem de alır öyle uçağı. Arkadan üç kişi Bostancı uzatabilir misiniz?”

  “Namımız yürüsün tabiki Çırağan’da yapacağım düğünü. (Güzel abim benim krediler patlak da senet yapabiliyor muyduk? Pul, senet alıp geleyim mi?)”

   “Bu sene tatile Seyşeller’e gidiyoruz.” (7 kişinin millerini toparlayınca ancak denk getirdi iki kişi gidişi. Dönüş de kısmet dedi.)

   “Papermoon’da buluşalım mı?” (Soda içip cüz-i gibi bahşiş bıraktı, arabayı valeye vermedi.)

   “Yüzümü sadece İsviçre’den getirttiğim içme suyu ile yıkayabiliyorum. Aksi takdirde sivilce oluyor.” (Çayı sokak çeşmesinden doldurduğu su ile demliyor.)

   “Kıçımı yıkamak için mutlaka bide arıyorum. Aksi takdirde tam temizlendiğimi hissetmiyorum.” (Tuvalet kağıdı yerine peçete kullanıyor.)

    “Bizim Nalan’ın böbreğinde pırlanta taşı çıkmış.” (Yok artık anasının nikahı..)

     “9 liralık kulaklık alırken 12 taksit yaptırmanı hiç anlamıyorum.  Tek kelime ile fakirlik bu…”

    “İkinci el jipine çok yakmasın diye tüp takdırdı. Ama Ak Merkez’e giremeyince tüp ile pikniğe gitmeye başladı.”

“Gerçi aşkın kralını da yazsan, bu devirde para etmez… Eskidendi o, fakir çocuk, zengin kız ayakları. İnsanların bin tane derdi var artık. Ekmek derdinde. Millet gülecek yer arıyor.” (İncir Reçeli)

30.11.2014 Tarihinde Radikal’de Yayınlanmıştır.

Bir Cevap Yazın