Bi Tık Ötedeki Ünlü

Sudenaz; besin kaynağında ‘ilgi’ olan, alkışlara bağlanmış bir solunum cihazı ile hayatını sürdüren, toplum nezdinde ilgi ve merak uyandıran, ana akım medyada hatırı sayılır görünürlüğü olan ‘ünlü’ biri.

Mevcut havalı konumuna kolay gelmedi. Alkış evrenine doğru çıkmış olduğu astral seyahat esnasında, atmosferden geçerken yanmamak için geçmişinden habis bir uydu gibi sıyrılarak, alkış evrenine geçiş vizesi aldı.  Gerçek anlamda bir geçmişi yoktu.  Dolayısıyla da geçmişinden sıyrılırken çok zorlanmadı.

Kendisine nefes aldıran tek şey ‘ilgi’ idi. Sudenaz da; insanları şaşırtmak, ilgiyi sürekli bünyesinde tutmak için, kendisine ciddi zarar vermek dahil, her şeyi yapmayı göze almıştı.

Arkadaşı Revnak’ın gazına gelerek sosyal medyaya girdi. Özel bir sosyal medya uzmanı tuttu. Başlangıçta arkadaş tavsiyesi olarak müdahil olduğu sosyal medya, git gide ruhunu emiyor, beynini uyuşturuyor elinden akıllı telefonunu bırakamıyordu.

“Tarjan, senin takipçi sayın kaç? Ben altıyüzbine geldim. Türkiye’deki ünlüler arasında ilk beşteyim.”

“Nalan: ‘Pilateste ayaklarım tavana değmişken çeker misin beni?  Millet vücut görsün. Spor yapan hatun görsün. Su’ya da kapak olsun.’”

“Canlı yayına öncesi şu havalı kılık kıyafetimle, makyajımla çek bakalım Nalan. Millet programı izlemek için motive olsun. Canlı yayın sonrası da kamera arkası ekip ile fotoğraf çekiniriz. Ekip ile nasıl kaynaştığımı, ne kadar mütevazi olduğumu gösterip tweetleriz.”

“Bu akşam yine bir galadayız. Foursquare filmin ismi ile check-in olmayı unutma Nalan. ‘Yalnız Komodo Ejderi Şahitti’ filminin galası yıkıyor.”

“Aldığımız kitapları getirir misin Nalan? Kitapları kreatif bir şekilde dizelim. Yanına bir kahve koyalım. ‘Boş değiliz sürekli hayvan gibi okuyoruz.’ mesajını fanlarımıza verelim.”

“Bugünün özlü sözünü girdik mi Nalan? Yapıştır tüm mecralardan”

“Son tweetimi kaç kişi retweetledi, kaç kişi favladı, kaç kişi mentionladı acaba?”

“Son koyduğum fotoğrafı kaç kişi likeladı? Ne yorumlar yazıldı?”

Yüzbinlerce fanı vardı ve hepsi Sudenaz için adeta ölmeye hazırdı. Sudenaz açısından ise o fanların hepsi birer like / rakamdan ibaretti. Statüsünü konumlandırırken, işine dair pazarlıklarını yaparken sürecin bazını teşkil eden rakamlar.

Necip, o rakamlardan sadece biri. 21 yaşında. Meslek lisesi Torna Tesviye terk. 7 senedir çarşıda bayan iç çamaşırı satan bir dükkanda kepenk indirip kaldırıyor.  Paspas ile başlayan her sabah, ünlü olacağına dair bir umut ile şenleniyor. Mesai bitminde ise kepengi indirdikten sonra asma kilidin kilitlenme sesi ile  gerçek ile yüzleşiyor. Hayata dair tek eğlencesi ise Sudenaz’ı sosyal medyada takip etmek.

Sudenaz’ın, yaşağıdı şehire konsere geleceğini öğrenen Necip aylar öncesinden hazırlıklarını yapmaya başladı. Konser günü geldi çattı. Sudenaz hayranları ortalığı yıkıyorlardı.  Necip’in aklı sürekli konser bitiminde Sudenaz ile fotoğraf çektirmekte idi. Konser bitti. Sudenaz hızlı ve sabırsız adımlarla sahne arkasındaki karavanına girdi. Halı saha maçlarından tanıdığı, sahne arkası güvenlik ekibindeki arkadaşı Rıza, Necip’i sahne arkasına almıştı ama Sudenaz’ı karavana girmeden yakalayamamışlardı. Rıza, Sudenaz’ın menejerine kovulma pahasına yalvardı. Necip’in yıkılacağını biliyordu. Sadece bir fotoğraf istiyordu. Ne olacaktı ki Sudenaz’ın iki dakikasını almayacaktı. Menejeri Sudenaz ile konuştu ancak “Bu yorgunluğun üzerine uğraştırma beni fotoğrafla vs ile” diye sağlam bir fırça yedi. Necip’in yalvaran bakışlarından o kadar etkilenmişti ki Sudenaz’ın cevabını söyleyemedi. “Kendisinin ekibi ile toplantısı var, müsait değil. Adresinizi alalım imzalı bir albumünü göndeririz.”

Necip, mutlu sona bu kadar yaklaşmışken deneyimlediği gerçeklik karşısında adeta yıkılmıştı. Her gün saatlerce takip ettiği ve ‘bi tık ötede’ olduğunu düşündüğü ünlüye ne kadar uzak olduğu ve kendisinin O ünlü için sadece bir like / rakam olduğu ile yüzleşti. Ertesi gün dükkanın kepengini açıp paspas yaparken bu üzüntü, kısmet söyleminin semantik ağırlığı altında ezilecek buruk bir tebessüme dönüşecekti.

“Biz televizyon izleyerek, milyonerler, sinema tanrıları, rock yıldızları olacağımıza inanarak büyüdük, ama olmayacağız. Simdi bunu anlamaya başlıyoruz.” (Tyler Durden, Dövüş Kulübü)

Yüce Zerey
İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden burslu olarak Ekonomi lisansını ve London School of Economics’ten burslu olarak Bsc Economics lisansını aldıktan sonra Marmara Üniversitesi’nde İngilizce İktisat (MA) ve İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde MBA Yüksek Lisans eğitimlerini tamamladı. Bilgi Üniversitesi MBA Programları bünyesinde pazarlama yöneticisi ve öğretim üyesi olarak görev yaptıktan sonra Ülker bünyesinde pazarlama ve iş geliştirme müdürlükleri yaptı. Ülker grup şirketlerine ve grup dışı şirketlere yurt içi / yurtdışında pazarlama kapsamında yapılan çeşitli projelerin başında yer aldı. Ülker’den sonra kariyerine Türk Hava Yolları’nda devam etme kararı olan Yüce Zerey, Türk Hava Yolları’nda eTicaret ve Marka Müdürü olarak görev yaptı. Görevi esnasında, Türk Hava Yolları’nın dijital mecralarından ve global olarak markasının yönetiminden sorumlu idi. Halen The Coca-Cola Company Türkiye, Orta Asya ve Kafkaslar Bölgesi’nin İnteraktif Pazarlama Müdürü olarak profesyonel yaşamına devam eden Yüce Zerey, kurumun bölgede yer alan bütün markalarının interaktif pazarlama faaliyetlerinden sorumludur. Mevcut pazarlama kariyerine ek olarak 14 senedir Bilgi Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapmakta ve “Pazarlama Yönetimi, İnteraktif Pazarlama” derslerini vermektedir. Akademik paylaşımlara ek olarak, Radikal Gazetesinde ve CNN Türk bünyesinde haftalık olarak köşe yazıları yazmakta olup Doğan Yayınlarından 2014 yılında çıkan The Profesyonel adlı kitabın yazarıdır.
You may also like
Multinational İnsanları
@The Profesyonel
Yönetici İnsanları VI (Final)
@CNN Türk Yazılar - @Dem - @The Profesyonel

Leave a Comment