<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yüce Zerey &#124; y=f(yuce) &#187; Endoplazmik Retikulum</title>
	<atom:link href="http://www.yucezerey.com/category/endoplazmik-retikulum/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yucezerey.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 31 Aug 2010 05:48:28 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Pazar(tesi)</title>
		<link>http://www.yucezerey.com/pazartesi/</link>
		<comments>http://www.yucezerey.com/pazartesi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 19:15:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efrasiyab]]></category>
		<category><![CDATA[Endoplazmik Retikulum]]></category>
		<category><![CDATA[Heybe Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[İş İnsanları]]></category>
		<category><![CDATA[pazar]]></category>
		<category><![CDATA[pazartesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yüce Zerey]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yucezerey.com/?p=514</guid>
		<description><![CDATA[Yine buhranlı bir Pazar&#8230;
Hava da en az benim kadar arafta&#8230; Gürleyip yağmur olarak yağsam mı? Yoksa açıp insanların içini ısıtsam mı diye kararsız ve puslu&#8230;
Bu kararsızlığının alçak ve yüksek basınç dengesizliklerine yansıyan çıktısı olan rüzgar da; asice, ne yaptığını bilmeden bir oraya bir buraya gidiyor, hem insanların sıkıntılarını hem de sonbaharın kışa karşı son direnişini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yine buhranlı bir Pazar&#8230;</p>
<p>Hava da en az benim kadar arafta&#8230; Gürleyip yağmur olarak yağsam mı? Yoksa açıp insanların içini ısıtsam mı diye kararsız ve puslu&#8230;</p>
<p>Bu kararsızlığının alçak ve yüksek basınç dengesizliklerine yansıyan çıktısı olan rüzgar da; asice, ne yaptığını bilmeden bir oraya bir buraya gidiyor, hem insanların sıkıntılarını hem de sonbaharın kışa karşı son direnişini simgeleyen yaprakları silip süpürüyor.</p>
<p>Yalın tatil ortamlarında geçirdiğimiz, kelimelerin yetersiz kalacağı o tarifsiz anlardan sonra yine esaretin zincirini boynumuza takmak üzere yollara koyulduk.</p>
<p>Metropoller; biz, boynu zincirli köleleri, üstün çekim kuvvetleriyle mıknatıs gibi çekiyor. Çekerken de kulağımıza: <em>&#8220;Hadi kardeşim yürrrü, yarın iş başı yapacaz. Daha eve gidecez, banyo yapacaz&#8230; Kıyafetler ayarlanacak. Toplantı notlarını gözden geçirecen, okuman gereken raporları unutma vs.. &#8221; </em>şeklinde fısıldıyor.</p>
<p>Bütün güzel tatil anıları, yola çıktığımız dakikalardan itibaren bu insafsız fısıltılarla tüketiliyor&#8230;</p>
<p>Halbuki onları bir dahaki tatile kadar saklamak için, hissiyat cüzdanımın en derin ceplerine itina ile yerleştirmiştim. Ancak, metropollerin evrensel çekim kuvvetinin modern temsilcileri olan kitlenmiş otobanlar, uzun feribot kuyrukları, sinyalsiz şerit değiştiren terliksi hayvanlar, vb. benim güzel tatil anılarımı çoktan tüketmeye başlamıştı bile.</p>
<p>Tam rahatlamıştım, huzur bulmuştum derken, huzurumun ırzına geçmek için bir grup tecavüzcü peydahlanmıştı, zihnimde&#8230;</p>
<p>Bir yandan bu huzur tecavüzcülerini düşünürken bir yandan da ertesi günü düşünüyordum. Yine maskelerimizi takacak, ertesi sabaha Berk Beyler, İdil Hanımlar olarak uyanıp, sabah kahvaltımızı ucuz yağlı bir poğaça ile ikame edip, iş tanımlarımızın evrensel gerekliliklerini yerine getirmeye başlayacağımızı düşünüyordum.</p>
<div><img class="aligncenter" src="http://fc00.deviantart.net/fs37/f/2008/247/e/9/Business_stuff_by_PirateRoberts.jpg" alt="" width="360" height="398" /></div>
<p>Yine Pazartesi sabahı&#8230;</p>
<p>Saat 06.00&#8230;</p>
<p>Çalan alarm mutluluk evreninden gerçeklik evrenine bir geçit rölü oynuyor. Olayı paralel evrenler ile daha kompleks bir hale getirmeden kalkıyorum&#8230;</p>
<p>Tuvalet süreci, sabah kalkma ritüelleri arasında global olarak vazgeçilmezliğini koruyor.</p>
<p>Metropollerde, sabah kalkma ritüellerinde önemli bir yer tutan tuvalet sürecinde foursquarede sağa sola check-in olanlara rastlanıyor.</p>
<p>Kıl büyütme, yönetme özgürlüğünü elinden alan traş seramonisi akabinde ciltler kadar ruhlar da tahriş oluyor.</p>
<p>Halet-i ruhiye müsait ise kıyafetler akşamdan özenle seçmiş, gerekli kombinasyonlar gerçekleştirilmiş  giyilmeye hazır bir durumda bekliyorlar. Ancak halet-i ruhiye müsait değilse, sabahın köründe, kör ışıkta kombin yapma çabası gerçekten acı verici bir süreç. Kör ışıkta yapılan kombin, daha önce edinilmiş pratik deneyimlerden yola çıkılarak hızlı ve özensizce yapılıyor. Bu ceketle hep bu pantalonu giyerim. Bu ceket ve pantalonu giydiğimde şu kravatı ve bu kemeri takarım. Ayakkabım da şu olur. Ortam uygunsa bu mendil de gider&#8230;  Hazır kıyafet kütüphanelerimizden devşirdiğimiz günlük kombinler,  tembellik ve salaklık iç eleştirileri ile birleşince o günü bize  rezil edebiliyorlar.</p>
<p>Çanta hazırlama sürecinde bilgisayar her zamanki gibi kral tahtına otururken, defter, kalemlik, telefonlar, anahtarlar çantada kendileri için önceden hazırlanmış yerlerini alıyorlar.</p>
<p>Saç baş derlenip toplanıyor, mümkünse el yüz ve başın ilgili kremlerle günlük münasebeti sağlanıyor.</p>
<p>Yaş ilerledi düzenli yutulması gereken haplar var. Aç karnına alınması gereken haplar alınıyor, kahvaltı masası ile uzaktan keşişilip kendisine bir daha görüşmemek üzere veda ediliyor. Kimisi kahvaltısız yapamaz, ancak benim gibiler de kahvaltı ile kalkar kalkmaz yüzleşmek istemiyor. Vücut uyanma sürecini tamamlayıp acıkma emarelerini göstermeye başladığında kahvaltı ihtiyacı hasıl oluyor.</p>
<p>Ayakkabıların son durumu nasıl? Boya ihtiyaçlarından bahsettiler mi? Bahsetmişlerse onları üzmemek gerek. Zaten bütün gün saçma sapan yollar ile uğraşıyorlar, temiz olmak onların da hakkı. Ayakkabılara da hakkını verdikten sonra ver elini sokak&#8230;</p>
<div><img class="aligncenter" src="http://fc03.deviantart.net/fs39/i/2008/358/8/9/Business_Man_by_saiacide.jpg" alt="" width="360" height="252" /></div>
<p>Servis bekleme mekanına doğru ilerliyoruz. Servis bekleme mekanında herkesin servis beklediğini görmek, aynı saatte aynı insanları aynı haraketleri yaparken görmek adeta zamanı durduran bir aktivite oluyor. Geç kalıp kalmadığımı yanda servis bekleyen sürekli rengarenk giyinen öğretmen ablamızdan anlıyorum. Onlar servisine biniyorlar üzerine bizim 5 dakikamız daha kalıyor. Herkes birbiri ile selamlaşıyor. Nazik ve samimi bir ortam.</p>
<div>
<p>Servis gelince herkes temkinli, emin ve hızlı adımlarla servise doğru yöneliyor. Hafif bir yer kapma çabası yok değil, ama nezaketten kimse bu hevesini belli etmemeye çalışıyor. Bazılarının yeri belli. Bazıları yeni gelmiş, bir yer belleme çabasında&#8230; Bazıları iki kişilik koltukta yalnız başına oturuyor, yeni biri binerken diğer tarafa dönerek çantası, ceketi, paltosu vs ile ilgileniyor. Yeni binen kişi müsait mi demediği sürece bu aktivite devam ediyor. Peki ya müsait mi denilirse? O zaman istemeyerek de olsa yana doğru kayılıyor, nefes veren bir tonlama ile buyrunnn deniyor. Servis yaz aylarında sıcak kış aylarında soğuk. Servis şöförü nedense klimayı açmayı kendine zul olarak görüyor. Yolculardan biri yüksek sesle klima konusunu gündeme getirince üfleye püfleye klima açılıyor, hemen herkes klimayı kendine göre ayarlama operasyonuna geçiyor.</p>
<p>Yol esnasında uyumayı tercih edenler çoğunlukta, kibar bay ve bayanların uyurken ağızlarının aldığı şekiller bireysel marka yönetimleri açısından büyük bir handikap oluşturuyor. Uyumayı tercih etmeyenler genelde radyo dinliyorlar (haberler, musiki, slow müzik vs) daha azınlıkta kalanlar ise kitap okuyanlar. İşin özünde  sorsanız herkes kitap okuyor ama malesef çantadaki kitaplar uyku karşısında dirençsiz kalıyorlar.</p>
<p>İş yerine gelince önemli ritüellerden biri (ya da gelmeden önce) kahvaltılık birşeyler almak. Genelde simit, açma, poğaça, kepekli sandviç tercih ediliyor. Börek alanlar azınlıkta. Alınan kahvaltılıklarla asansör sırası süreci başlıyor. Selamlaşmalar, kahvaltı davetleri, öğle yemeği davetleri, işler hakkında statü alma eylemleri asansör sıralarının vazgeçilmezleri arasında yerini alıyor.</p>
<p>Herkes yerlerine yerleşiyor. Farklı farklı kahvaltı timleri bir araya gelerek ortak kahvaltı sürecini deneyimliyorlar. Kahvaltı esnasında bazıları diğerlerine hizmet, bazıları da salt yiyici olarak görevlerini ifa ediyorlar. Hizmetkarlar, kahvaltı için gerekli hazırlıkları temin edip (tabak, çay, çatal, peçete, ekstra sandalye vs) salt yiyicilerin değerli geribildirimlerini dinliyorlar. (peynir eksik, peçete yok, olm bu simit bayat vs)</p>
<p>Kısa süren kahvaltı süreçleri günün ilk toplantısından önce yapılması gereken hazırlıklardan dolayı sonlanıyor. Herkes yerlerine&#8230; Kabaca maillere pozisyon bazlı olarak bakılıyor. Önce amirimden ve üzerinden gelen mailler,  sonra &#8220;to&#8221; da bana gelenler, bir ara müsait olduğumda da &#8220;cc&#8221; yer aldığım mailler.</p>
<p>Toplantı hazırlıkları tamamlanıyor, şık bir defter, şık bir kalem, şık bir kartvizitlik, dik bir yürüyüş&#8230;</p>
<div><img class="aligncenter" src="http://fc03.deviantart.net/fs16/i/2007/186/2/9/Moleskines_and_business_cards_by_Jaysgirl17.jpg" alt="" width="360" height="270" /></div>
<p>Yüzyüze veya mail ortamında karşılıklı halledemediğimiz kaotik tüm süreçlerin er meydanı&#8230; Mesai doldurma platformları&#8230; Çok iş yaptığını, ne kadar meşgul olduğunu gösterebildiğin yegane aksiyonlar&#8230; Farklı departmanlardan, şirket dışındaki farklı firmalardan insanlarla sosyalleşme imkanı&#8230; Kendini ifade etme, ne kadar iyi ne kadar yetkin bir insan olduğunu gösterme ortamı&#8230; Toplantılar!&#8230; Ve gerçek mesai başlıyor&#8230;.</p>
<div><a href="http://www.yucezerey.com/toplanti-insanlari/">Toplantı İnsanları</a></div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yucezerey.com/pazartesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rethinking Innovation With Leonardo Da Vinci By Peter Fisk</title>
		<link>http://www.yucezerey.com/rethinking-innovation-with-leonardo-da-vinci-by-peter-fisk/</link>
		<comments>http://www.yucezerey.com/rethinking-innovation-with-leonardo-da-vinci-by-peter-fisk/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Dec 2009 04:58:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Endoplazmik Retikulum]]></category>
		<category><![CDATA[Sunumlar]]></category>
		<category><![CDATA[Da Vinci]]></category>
		<category><![CDATA[Innovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Yüce Zerey]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yucezerey.com/?p=363</guid>
		<description><![CDATA[Rethinking Innovation With Leonardo Da Vinci   By Peter Fisk
View more documents from Peter Fisk.

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="__ss_2475263" style="width: 425px; text-align: left;"><a style="font:14px Helvetica,Arial,Sans-serif;display:block;margin:12px 0 3px 0;text-decoration:underline;" title="Rethinking Innovation With Leonardo Da Vinci   By Peter Fisk" href="http://www.slideshare.net/geniusworks/rethinking-innovation-with-leonardo-da-vinci-by-peter-fisk">Rethinking Innovation With Leonardo Da Vinci   By Peter Fisk</a><object width="425" height="355" data="http://static.slidesharecdn.com/swf/ssplayer2.swf?doc=creativegenius-rethinkinginnovationwithleonardodavinci-bypeterfisk-091111095256-phpapp02&amp;stripped_title=rethinking-innovation-with-leonardo-da-vinci-by-peter-fisk" type="application/x-shockwave-flash"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="src" value="http://static.slidesharecdn.com/swf/ssplayer2.swf?doc=creativegenius-rethinkinginnovationwithleonardodavinci-bypeterfisk-091111095256-phpapp02&amp;stripped_title=rethinking-innovation-with-leonardo-da-vinci-by-peter-fisk" /><param name="allowfullscreen" value="true" /></object></p>
<div style="font-size: 11px; font-family: tahoma,arial; height: 26px; padding-top: 2px;">View more <a style="text-decoration:underline;" href="http://www.slideshare.net/">documents</a> from <a style="text-decoration:underline;" href="http://www.slideshare.net/geniusworks">Peter Fisk</a>.</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yucezerey.com/rethinking-innovation-with-leonardo-da-vinci-by-peter-fisk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yalnız İstanbul</title>
		<link>http://www.yucezerey.com/yalniz-istanbul/</link>
		<comments>http://www.yucezerey.com/yalniz-istanbul/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 23:40:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efrasiyab]]></category>
		<category><![CDATA[Endoplazmik Retikulum]]></category>
		<category><![CDATA[Film Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Heybe Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Yalnızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yüce Zerey]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yucezerey.com/?p=321</guid>
		<description><![CDATA[
Şehr-i İstanbul sokaklarında insanlar gülümsüyorlar, hatta gitgide daha çok gülümsüyorlar ama hiçbir zaman birbirlerine değil, her zaman yalnız kendileri için gülümsüyorlar.
Yüzlerin korkutucu çeşitliliği, şaşırtıcılığı; hepsi anlaşılmaz bir ifadeye yönelik. Arkaik kültürlerde yaşlılığın ya da ölümün neden olduğu yüz ifadelerini burada gençler yirmi yaşında, on iki yaşında alıyorlar.
Kıvrım kıvrım dumanlar, yıkandıktan sonra saçlarını kıvıran kadınları andırıyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter" src="http://gallery.photo.net/photo/7168926-md.jpg" alt="" width="411" height="312" /></p>
<p>Şehr-i İstanbul sokaklarında insanlar gülümsüyorlar, hatta gitgide daha çok gülümsüyorlar ama hiçbir zaman birbirlerine değil, her zaman yalnız kendileri için gülümsüyorlar.</p>
<p>Yüzlerin korkutucu çeşitliliği, şaşırtıcılığı; hepsi anlaşılmaz bir ifadeye yönelik. Arkaik kültürlerde yaşlılığın ya da ölümün neden olduğu yüz ifadelerini burada gençler yirmi yaşında, on iki yaşında alıyorlar.</p>
<p>Kıvrım kıvrım dumanlar, yıkandıktan sonra saçlarını kıvıran kadınları andırıyor. Rüzgarın kovaladığı bulutlar kentin üstünde dolaşıyorlar, sanki beyin yarım küreleri gibi.</p>
<p>Burada sokaklarda tek başına düşünen, tek başına şarkı söyleyen, tek başına yiyip kendi kendine konuşan sayısı ürkütücü. Ama yine de bir araya gelmiyor; tersine birbirlerinden kaçıyorlar; dolayısıyla birbirlerine benzemeleri kuşkulu.</p>
<p>Ancak belli bir yalnızlık var ki başka hiçbir yalnızlığa benzemiyor. Herkesin önünde, bir duvarın, bir arabanın motor kapağı üstünde,  yemeğini yalnız başına hazırlayan adamın yalnızlığı.  Buralarda her yerde görülüyor bu; dünyada görülen en üzücü sahne; yoksulluktan daha üzücü; herkesin içinde yalnız başına yemek yiyen bir kişi, dilenen bir kişiden daha üzücü. Hiçbir şey bundan daha çok insan ya da hayvan yasalarıyla çelişkili değil, çünkü hayvanlar yiyeceği paylaşmaktan ya da almak için çekişmekten her zaman onur duyarlar. Tek başına yemek yiyen insan ölmüştür.</p>
<p>İnsanlar neden İstanbul&#8217;da yaşıyorlar? Aralarında hiçbir bağ yok. Ama yalnızca iç içe yaşamanın neden olduğu bir elektriklenme dışında. Yapay bir merkeziyet için büyük bir yakınlık ve çekim duygusu. İstanbul&#8217;u kendi kendini çekici bir çevre yapan işte bu; bu çevreden çıkmak için de hiçbir neden yok. Burada bulunmanın hiçbir insani nedeni yok; iç içe , birbirine yakın yaşamanın verdiği esrime dışında&#8230;</p>
<p>İstanbul&#8217;da kentin topaç gibi fırıl fırıl dönmesi öylesine şiddetli, merkezkaç gücü öylesine büyük ki, iki kişi olarak birlikte yaşamayı, bir kişinin yaşamını paylaşmayı düşünmek insanüstü bir şey.</p>
<p>Yalnızca kabileler, sokak çeteleri, mafya ve cemaat üyeleri birlikte yaşamayı sürdürebilirler, çiftler değil. Burası, içine hayvanların cinslerini tufandan kurtarmak için ikişer ikişer bindikleri Nuh&#8217;un gemisi karşıtı bir gemi. Burada şaşılası ikinci Nuh&#8217;un gemisine herkes, erkek ya da kadın tek başına binmiş; her akşam son &#8220;parti&#8221; için hayatta kalanları bulmak o erkek ya da kadına düşüyor.</p>
<p>Bir İstanbul İnsanı&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yucezerey.com/yalniz-istanbul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Konkur İnsanları</title>
		<link>http://www.yucezerey.com/konkur-insanlari/</link>
		<comments>http://www.yucezerey.com/konkur-insanlari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Jun 2009 23:21:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Endoplazmik Retikulum]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[İş İnsanları]]></category>
		<category><![CDATA[Konkur]]></category>
		<category><![CDATA[Konkur İnsanları]]></category>
		<category><![CDATA[Reklam]]></category>
		<category><![CDATA[Reklam Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Reklam Konkurları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yucezerey.com/?p=279</guid>
		<description><![CDATA[
Bir kelimenin anlamı hakkında bilgi sahibi olmak istediğimizde Ekşi Sözlük’ün kapısını çalmak adetten olduğu için konkur kelimesi Ekşi Sözlük’ün görüşlerini istedim. Kendileri şu şekilde buyurdular:
“yarışma. özellikle Fransız ekolünden yetişmiş (devlet güzel sanatlar akademisi) mimarlar tarafından hala yarışmalara verilen isimdir.”

“reklamverenin çeşitli reklam ajanslarına başvurarak bunu bildirmesi ve aralarından birini seçebilmesi için örnek kampanya hazırlamalarını istemesi hadisesi.”

Fransız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://farm4.static.flickr.com/3036/2540743451_849cfd63b1.jpg?v=0" alt="" width="400" height="292" /></p>
<p>Bir kelimenin anlamı hakkında bilgi sahibi olmak istediğimizde <a href="http://sozluk.sourtimes.org/">Ekşi Sözlük</a>’ün kapısını çalmak adetten olduğu için <strong>konkur </strong>kelimesi <a href="http://sozluk.sourtimes.org/">Ekşi Sözlük</a>’ün görüşlerini istedim. Kendileri şu şekilde buyurdular:</p>
<p><em>“yarışma. özellikle Fransız ekolünden yetişmiş (devlet güzel sanatlar akademisi) mimarlar tarafından hala yarışmalara verilen isimdir.”<br />
</em><br />
<em>“reklamverenin çeşitli reklam ajanslarına başvurarak bunu bildirmesi ve aralarından birini seçebilmesi için örnek kampanya hazırlamalarını istemesi hadisesi.”<br />
</em><br />
Fransız kökenli konkur kelimesi her ne kadar bize rekabeti tanımlasa da reklam dünyasında konkur, marka kapma meydan muharebesi, olarak algılanır.</p>
<p>Markalar, kendilerini ajansların yetenekli ellerine teslim etmeden önce, hangi ajansla, doğru ten uyumunu yakalayabileceğini anlamak için konkur açarlar.</p>
<p>Konkur süreci öncesinde markalar, çağıracakları ajansları, ajansları değerlendirecekleri kriterleri tanımlarlar. Toplantı salonlarında bahar temizliği yapılır. İkram da kullanılacak bardak, çanak gözden geçirilir. Mide yakıcı cinsinden çakma kuru pastalar tedarik edilir.  Akabinde brief hazırlanır ve basına haber sızdırılır.</p>
<p><em>“Ey basın, biz konkura çıkacağız, siz şimdiden konuşmaya başlayın. Ama ben bunu sana resmi olarak söylemedim. Anladın sen&#8230;”<br />
</em><br />
Sızan haberler, ajanslara gereken adrenalini sağlar. Herkes kimlerin çağırılacağı hakkında fikir yürütmeye başlar. Sadece fikir yürütmek yeterli olmaz. Adres defterlerinden ilgili markada tanıdık kimin olabileceği, markadan birilerinini tanıyan bir tanıdık olup olmadığı araştırılır. Marka ile irtibata geçilir ve  <em>“Müsaitseniz konkurunuza gelmek istiyoruz!”</em> mesajı verilir. Bu mesaja ek olarak firma sunumu, “showreel” lar ve müşteri yorumları gönderilir. Profesyonel ve etkileyici kendini ifade süreci tamamlanmış olurken, geriye sadece arada sırada, mail ve telefonla markayı dürtüp <em>“Ben buradayım hatırladın mı, e hadi çağırmadın!”</em> demek kalır.</p>
<p>Marka, çağırılacak ajansları belirler ve brief almak üzere kendilerini davet eder. Ajanslar, brief almak için gelmeden önce <em>“Nasıl olurda markaya brief esnasına özgün bir soru sorup kendimizi diğer ajanslar arasından farklılaştırabiliriz? Diğer ajanslara nasıl çakabiliriz?” </em>sorusunun cevabı için ajans içi arama toplantısı, beyin fırtınası, atölye çalışması, workshop, vb. düzenler.</p>
<p>Brief gününde herkes kendini ifade edecek özgün reklamcı kıyafetlerini ve ayakkabılarını giyer, özgün çantalarını, bilekliklerini ve saatlerini takar. Saçlar uzun ise toplanır, bıyıklar uzun ise ucu kıvrılır. iphone’lar ve Apple’lar özgün kılıflarına itina ile yerleştirilir.</p>
<p>Ajanslar brief toplantısı esnasında markayı daha iyi tanıma imkanı bulurlar. Binası nasıl? Güvenlik kaba mı? Fazla bekletiyorlar mı? Nasıl karşılıyorlar? Çalışanlar mutlu mu? Ofis tasarımları güzel mi? Projektörleri çalışıyor mu? Toplantı odasında plazma var mı? Çay ve suyun haricinde ikramlar mevcut mu? Toplantıya katılanlar konuya vakıf mı?</p>
<p>Brief zamanı geldiğinde marka yetkilileri pozisyon olarak hafiften ağıra doğru sahneye çıkarlar. En ağır kartvizitler brief başladıktan sonra gelirler. Ağır kartvizitler sahneye doğru ilerlerken ajans başkanları, avlarını dikkatle takip edip doğru bir şekilde avlanabilmek için yeterli detay toplama gayesindedirler. Marka patronları kartvizit ağırlığına göre teker teker söz alırlar. Öncelikle katvizit olarak görece hafif olan arkadaş brief ile ilgili teknik detayları verir. Bu esnada ajans başkanları, avlarına kilitlenmiş olduklarından teknik detayları dinlemezler. Nasılsa, ajanstaki junior arkadaşlardan biri konu ile ilgili herşeyi kayıt altına alacaktır. Son sözü ağır kartvizitler söyler ve raconu keserler. <em>“Markamızı alın uçurun, satışları patlatın”</em> Son söz söylenmiş, mevzu özetlenmiştir.</p>
<p>Brief sonrasında ajanslar salonu terkederken marka patronları ile tanışmak, tokaşlamak için uygun zamanı kollarlar. Ajans içi yoğun toplantılarda çıkmış olan özel mesajları marka patronları vermek için en doğru zamandır.</p>
<p style="text-align: justify;">Brief sonrasında ajanslarda hummalı çalışmalar, uykusuz geceler başlar. Ajanslar çalışmalarını sürdürürken piyasaya;<br />
<em> “Olm x firması konkur açmış ya ona hazırlanıyoruz.  Ulan bütün konkurlara da çağırıyorlar, kafamızı kaldıramıyoruz. y firmasının konkuru da x’ten hemen sonra. Sanki başka ajans yok, yetişemiyoruz!” </em>tadında haberler sızdırırlar.</p>
<p><img class="aligncenter" src="http://farm3.static.flickr.com/2059/2431577387_8e97f7dd20.jpg?v=1218454340" alt="" width="400" height="396" /><br />
Ajanslar markanın belirlediği gün ve zamanlarda sunumlarını yapmak üzere tekrar çağırılırlar. Artık, savaş hazırlıkları tamamlanmıştır.</p>
<p>Ajans üst kadrosu, Müşteri İlişkileri Direktörü, Art Direktörü, Strateji Direktörü vb. bilimum direktör ve ajans başkanı (post modern ifadesiyle CEO su) sunum yapmak üzere ellerinde kreatifleriyle toplantı salonunda doğru emin adımlarla ilerlerler. Ajans başkanı toplantı masasının en stratejik yerine , markanın ağır kartvizitlerinin yamacına doğru kendinden emin adımlarla ilerler.</p>
<p>Art Direktörü ceza sahasına yakın bir yere, günün golünü atmak üzere konuşlanır. Müşteri İlişkileri Direktörü herkesi görebilecek ve sunum yapabilecek bir yeri tercih eder. Ajansın diğer çalışanları da kalan diğer stratejik yerlere, göreve hazır ve nazır olarak yerleşirler.</p>
<p>Müşteri İlişkileri Direktörü genel olarak bayandır ve düzgün bir Türkçe ile pozitif enerji yayarak konuşmaktadır.<br />
Strateji bölümü sunulurken, marka patronları sürekli “Ulan bunlar bilmediğimiz şeyler mi?” edasındadır. Bu motivden dolayı ajansın rakam içeren her “slide” dına marka tarafından tatlı bir itiraz gelir. “Bu rakamlarda bir problem olabilir mi?” Ajansta çok ince ve kibar bir şekilde durumu geçiştirir.</p>
<p>Ajans network ajansı ise, özel bir metodolojisi, özel çizelgeleri, ve networkünün heybeti bulunmaktadır. Bu unsurlar ajans tarafından itina ile ön plana çıkarılır. Kreatiflerin sunulduğu bölüm sözün bittiği, algıların, kültürün, donanımın konuştuğu noktadır. İtina ile hazırlanmış, bir çok zimnı anlam içeren kreatifler, marka patronları tarafından çok basit kriterlerle komik bir şekilde yorumlanabilir. Bu yorumlardan içten içe etkilenen art direktör ağızına gelen talihsiz ifadeleri yutar ve sunumuna devam eder. Art direktörler genellikle sunum esnasında yerinde durmazlar. El kol haraketleri, hoplamalar, zıplamalar, tiyatro sahnesindeki gibi alçaltıp yükseltilen sesler, duyguyu marka patronlarına doğru birşekilde geçirebilmek için kullandıkları temel unsurlardır.</p>
<p>Ajans başkanı, sunumun marka patronlarındaki seyrine göre zaman zaman sürece müdehale eder ve ne kadar deneyimli olduğunu, benzeri ne kadar çok iş yaptıklarını, hangi ödülleri aldığını anektotlarla anlatır.</p>
<p>Sunum sonunda karlışıklı öpüşülüp koklaşıldıktan sonra  marka patronları kendi köşesine, ajans patronları kendi köşesine çekilir ve durum değerlendirmesi yapılır.</p>
<p>Tüm ajanslar, ilgili kriterlere göre değerlendirilirken toplantı salonları bu kez ciddi tartışmalara sahne olur. Herkes kendi fikrini, doğrusunu sonuna kadar cansiperhanece savunur. Bu tartışmalar sürer, sürer, sürer ve sürer&#8230; Sonunda bir mutabakata varılır ve karar yönetime sunulur, yönetimin de onayı alındıktan sonra ajanslarlarla, global reklam jargonunda “Chemistry Meeting” diye geçen ten uyumu araştırma toplantıları başlar. Ajanslar yerlerinde ziyaret edilir, uzun uzun görüşülür. Ajans, tuvaletlerine ve okudukları kitaplara kadar incelenir ve zihinlerde puanlanır. “Chemistry Meeting” sonucunda herhangi bir görüş değişmemişse, seçilen ajans ya da ajanslar pazarlık için çağırılır ve pazarlık süreci başlar. Pazarlık sürecinin sonucunda da marka-ajans izdivacı gerçekleşmiş olur.</p>
<p>Herkese hayırlı olsun temennisiyle yüzükler takılır ve anlaşma yapılır.</p>
<p>Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine!</p>
<p><strong><em>NOT: Bu yazı işini hakkıyla, doğru ve güzelce yapan ajans ve markaları tenzi ederek yazılmıştır. Bu ajans ve markalar bu yazıya sadece gülüp geçebilirler. </em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yucezerey.com/konkur-insanlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Köprü Altından Akan Sular</title>
		<link>http://www.yucezerey.com/kopru-altindan-akan-sular/</link>
		<comments>http://www.yucezerey.com/kopru-altindan-akan-sular/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2009 17:08:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Endoplazmik Retikulum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yucezerey.com/?p=229</guid>
		<description><![CDATA[
Blog mecrasında aktif ter dökmeyeli uzun bir zaman oldu. Sizlerle konuşamadan geçen uzun bir zaman&#8230; Uzun zaman içerisinde köprünün altından çok sular aktı.
Akan suların debisinin en çok yükseldiği yerde bir kariyer değişikliği meydana geldi. Ülker&#8217;e keyifli, dostane bir şekilde veda ettim ve profesyonel çalışma hayatıma Türk Hava Yolları&#8217;nda e-Ticaret Müdürü olarak devam ediyorum.  (17.12.2008).
Madem işi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-230" title="degisim" src="http://www.yucezerey.com/wp-content/uploads/2009/03/xxx-300x235.jpg" alt="degisim" width="300" height="235" /></p>
<p>Blog mecrasında aktif ter dökmeyeli uzun bir zaman oldu. Sizlerle konuşamadan geçen uzun bir zaman&#8230; Uzun zaman içerisinde köprünün altından çok sular aktı.</p>
<p>Akan suların debisinin en çok yükseldiği yerde bir kariyer değişikliği meydana geldi. Ülker&#8217;e keyifli, dostane bir şekilde veda ettim ve profesyonel çalışma hayatıma Türk Hava Yolları&#8217;nda e-Ticaret Müdürü olarak devam ediyorum.  (17.12.2008).</p>
<p>Madem işi değiştirdik, blogta da değişiklik yapalım dedik.  <a href="http://3yucezerey4.blogspot.com/">FF&gt;&gt; Pazarlama Trendleri</a> blogu, Blogger&#8217;dan Wordpress&#8217;e geçerken  iki ayrı parçaya bölündü. <a href="www.yucezerey.com">www.yucezerey.com</a> , daha çok Yüce Zerey&#8217;e  özgü bireysel paylaşımların yeralacağı bir platform olurken, <a href="www.pazarlamatrendleri.com">www.pazarlamatrendleri.com</a> da <a href="http://3yucezerey4.blogspot.com/">FF&gt;&gt; Pazarlama Trendleri</a> misyonunu devam ettirerek pazarlama odaklı yazıların yer alacağı bir platform oldu.</p>
<p>Şimdi sizlere iki ayrı platformdan, ama aynı samimiyet ile sesleneceğim. Umarım beni yalnız bırakmazsınız&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yucezerey.com/kopru-altindan-akan-sular/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Podcast : Ne? Neden? Nasıl? Nerede?</title>
		<link>http://www.yucezerey.com/podcast-ne-neden-nasil-nerede/</link>
		<comments>http://www.yucezerey.com/podcast-ne-neden-nasil-nerede/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Dec 2007 21:40:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Endoplazmik Retikulum]]></category>
		<category><![CDATA[Podcast Pazarlama Trend Teknoloji RSS]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yucezerey.com/?p=132</guid>
		<description><![CDATA[
Podcast nedir? kavramı, ilk olarak MTV VJlerinden biri olan Adam Curry tarafından 2004 yılında ortaya atıldıktan kısa süre sonra oldukça geniş bir kitle tarafından kullanılmaya başlandı. 
Podcast

Podcast temel olarak istenildiğinde herhangi bir ses dosyasını RSS’ler aracılığıyla paylaşılmasını sağlıyor. 
Podcast’i zaman sınırlaması olmayan bir radyo programı olarak da düşünebiliriz. Abone olunan bir podcasti bilgisayarına indiren kişi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yucezerey.com/wp-content/uploads/2009/02/kitkit.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5142091731803632786" style="display: block; margin: 0px auto 10px; cursor: pointer; text-align: center; border: 0px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_l5XMyaXG8V4/R1xhL6Sg9JI/AAAAAAAAAO4/aXQ4FigEK9w/s320/KIT%2BPODCAST%2BSHURE%2BTS%2B829%2BCASQUE.JPG" border="0" alt="" /></a><span><strong><span style="font-size: 130%;"><br />
<span style="font-size: medium;">Podcast nedir?</span></span></strong> kavramı, ilk olarak <span style="font-weight: bold;">MTV</span> VJlerinden biri olan </span><span style="font-size: 100%;"><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Adam_Curry"><span style="color: #5588aa;">Adam Curry</span></a></span><span> tarafından <span style="font-weight: bold;">2004</span> yılında ortaya atıldıktan kısa süre sonra oldukça geniş bir kitle tarafından kullanılmaya başlandı. </span></p>
<p>Podcast</p>
<p><span><span id="more-132"></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span><span style="font-weight: bold;">Podcast</span> temel olarak istenildiğinde herhangi bir ses dosyasını RSS’ler aracılığıyla paylaşılmasını sağlıyor. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span style="font-size: 100%;"><strong><span>Podcast</span></strong></span><span>’i zaman sınırlaması olmayan bir radyo programı olarak da düşünebiliriz. Abone olunan bir <strong>podcast</strong>i bilgisayarına indiren kişi istediği zaman dinleyebilir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span style="font-size: 100%;"><strong><span>Podcast</span></strong></span><span> genel algı olarak sadece ses dosyası olarak algılanıyor. Video Podcastlerin de sıklıkla kullanıldığını bilmemiz gerekir. insanlara anlatacaklarınız varsa <strong>podcast</strong> sizin için biçilmiş kaftan. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span><span style="font-weight: bold; font-size: 130%;"><span style="font-size: medium;">Neden Podcast?</span></span> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span><strong>Podcasting</strong> kelimesi, Apple firmasının ürettiği taşınabilir müzik çalar iPOD ve broadcasting kelimelerinin birleştirilmesiyle türetilmiş bir sözcük. <strong>Podcast</strong> yayınlarını dinlemek için bir ipod ya da diğer taşınabilir bir müzik çalara ihtiyacınız olmamasına rağmen <strong>podcasting</strong> yayınları başladığında ipod en çok satılan taşınabilir müzik çalar olduğu için ilk dönem <strong>podcast</strong> yayını yapanlar, yaptıkları yayınları <strong>podcasting</strong> olarak tanımladılar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span><strong>Podcast</strong> yayınlarının başlangıcında P-O-D harflerine alternatifler getirildi ve değişik isim önerileri yapıldı. 2004 yılının Eylül ayında teknoloji editörü Doc Searls, Personal Option Digital açılımını önerdi.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span>2005’in Temmuz ayında ise Microsoft bloggerı Robert Scoble <strong>podcasting </strong>kelimesinin Apple şirketinin bir ürünü olarak yorumlanacağı iddiasıyla <strong>podcasting </strong>yerine blogcasting kelimesini önerdi. Ancak blogcasting önerisi akla metin bazlı bir içeriği getirdiği ve bloglarla aynı biçimde algılanabileceği için üzerinde pek durulmayan bir öneri olarak kaldı. Webcasting, rsscasting gibi diğer birçok kelime türetildi; ancak hiç biri <strong>podcasting </strong>kadar kabullenilmedi. Tartışmalara son noktayı New Oxford American Dictionary koydu ve <strong>“podcasting” </strong>kelimesini 2005 yılının kelimesi ilan etti. New Oxford American Dictionary <strong>podcasting’i </strong>dijital olarak kaydedilmiş radyo yayını ya da benzeri bir yayının internet üzerinden erişilerek kişisel müzik çalara indirilebilmesi olarak tanımladı. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span style="font-size: 130%;"><span style="font-size: medium;"><strong><span>Nasıl Yapılır?</span></strong><strong></strong></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal; text-align: center;" align="center">
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span>Podcasting yapabilmek için donanım olarak bir mikrofona ihtiyaç duyuyoruz. Mikrofon ile ses kaydı yapabilmek için <strong><a href="http://audacity.sourceforge.net/download/"><span style="color: #5588aa;">Audacity</span></a></strong> adlı programı kullanabiliriz. Audacity, kaydımızın üzerinde oynama imkanı da veriyor. (İsteyenler Windows Audio Recorder’ını kullanabilirler) Yapmış olduğumuz kayıtları MP3 formatına çevirmemiz gerekiyor. Bu işlem için de çok çeşitli programlar kullanabiliriz. Fazla program kalabalığı yapmayalım diyorsak, Apple firmasının iTunes programı da kayıtlarımızı MP3 formatına çevirme yeteneğine sahip.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span>Mp3 formatında kaydettiğimiz ses dosyasını internet üzerinde bulabileceğiniz ücretsiz sunucular üzerine yükleyebiliriz. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span>Hazırladığımız <strong>podcast</strong> internet üzerinden erişilebilir bir duruma geldi ve şimdi sıra <strong>podcast</strong>imizi sahaya indirmekte. Bunun için son zamanlarda oldukça popüler olan ve RSS olarak kısaltılan Rich Site Summary yani Zengin Site Özetini kullanacağız. RSS beslemesi <strong>podcast</strong> severlerin hazırladığımız <strong>podcast</strong>e üye olmalarına yardım edecek ve <strong>podcast</strong>imize yeni bir program eklediğinizde podcasitimize abone olan dinleyicilere yeni bir program yayınladığımızı bildirecek. Hepsi bu kadar </span> <img src='http://www.yucezerey.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span><strong>Nerelerde Yaşar?<br />
</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span><strong>Podcasting</strong>, popüler bloglar aracılığıyla kısa zamanda adını duyurdu. Teknoloji editörü Doc Searls <strong>Google </strong>arama motorundan <strong>podcast’</strong>lerle ilgili sonuçları izlemeye başladı ve bu sonuçları kendi blogunda duyurdu.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span><span style="font-weight: bold;">28 Eylül 2004</span> tarihinde Google arama motorunun bulduğu sonuç sayısı sadece <span style="font-weight: bold;">24</span>’tü. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span><span style="font-weight: bold;">30 Eylül’de</span> ise bu rakam 526’ya yükselmişti <span style="font-weight: bold;">üç gün sonra</span> ise sonuç <span style="font-weight: bold;">2750</span>’ye kadar çıkmıştı. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span>Bu rakam bir kaç gün içinde iki katına çıkıyor ve tarihler <span style="font-weight: bold;">18 Ekim 2004</span>’ü gösterdiğinde <span style="font-weight: bold;">yüzbine</span> ulaşıyordu. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span>Bir yıl sonra ise Google <span style="font-weight: bold;">100 milyon </span>sonuç gösteriyordu. Bu rakam şu an için <span style="font-weight: bold;">212 milyon.</span></span><a href="http://www.yucezerey.com/wp-content/uploads/2009/02/snap2.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5142092461948073138" style="border: 0px none; margin: 0px auto 10px; display: block; width: 384px; cursor: pointer; height: 205px; text-align: center;" src="http://4.bp.blogspot.com/_l5XMyaXG8V4/R1xh2aSg9LI/AAAAAAAAAPI/tzinFiD33Yw/s400/snap2.jpg" border="0" alt="" /></a><br />
<span>2005’in Mart ayında John Edwards bir ilki gerçekleştirerek <strong>podcast</strong> yayınlayan ilk siyasetçi oldu. Beyaz Saray 2005 yazında Birleşik Devletler Başkanı George W. Bush’un konuşmalarını <strong>podcast</strong> olarak yayınlamaya başladı. </span></p>
<p><strong>Podcast</strong>’lerin popülerlik kazanmasının diğer bir nedeni olarak New York Times ve USA Today gibi Amerika Birleşik Devletlerinin çok satan gazetelerinin <strong>podcast</strong>’ler hakkında haberler yayınlamaları, çok dinlenen <strong>podcast</strong>’leri “popüler <strong>podcast</strong> listeleri” başlığı altında okurlarına tanıtmaları da gösterilebilir.</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span>2005 yılının Mayıs ayında Todd Cochrane <strong>Podcasting </strong>The Do it Yourself Guide adıyla <strong>podcast</strong>’ler hakkında bilgi veren ilk kitabı yazdı.</span></p>
<p>2005 Haziran ayında Apple firmasının iTunes adlı müzik programına <strong>podcasting </strong>desteğini eklemesi ve <strong>podcast</strong>’ler için bir dizin yaratması bir dönüm noktası oldu. iTunes’un RSS’lerle çok kolay bir şekilde senkronize olması sayesinde <strong>podcast</strong>’leri organize etmek ve yeni <strong>podcast</strong>’ler bulmak çok daha kolay bir hale geldi. Yine aynı yıl People’s Choice <strong>Podcast</strong> Awards adıyla 20 kategoride <strong>podcast</strong> ödülleri verilmeye başlandı. Tüm bu gelişmeler <strong>podcast</strong> yayınlarına olan ilginin artmasına neden oldu ve <strong>podcast</strong>’ler bugün milyonlarca kişi tarafından dinlenen yayınlara dönüştü.</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span><span style="font-weight: bold;">Podcast</span>, populerliğini iş dünyasında da sürdürdü. Firmalar eğitimlerinde, toplantı içeriklerinde, saha ekiplerinin iyileştirilmesinde, bayi ve müşteri ilişkilerinde <span style="font-weight: bold;">podcast</span>i kullanmaya başladılar. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span>HP, IBM, BMW, BBC, CNN, National Geographic, Amazon, MTV gibi firmalar bünyelerinde podcasti aktif olarak kullanmada öncü olmuşlardır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><a href="http://www.yucezerey.com/wp-content/uploads/2009/02/snap3.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5142092827020293314" style="display: block; margin: 0px auto 10px; cursor: pointer; text-align: center; border: 0px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_l5XMyaXG8V4/R1xiLqSg9MI/AAAAAAAAAPQ/V5cZSKnyHH8/s400/snap3.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span><span style="font-size: 100%;">Herhangi bir konu hakkında öğrenmek istediklerimizi karşılayan podcastleri bulabileceğiniz arama motorları eskisine oranla hem daha çok bulunuyor hem de içerikleri daha güçlü.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><a href="http://www.yucezerey.com/wp-content/uploads/2009/02/snap.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5142092191365133474" style="display: block; margin: 0px auto 10px; cursor: pointer; text-align: center; border: 0px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_l5XMyaXG8V4/R1xhmqSg9KI/AAAAAAAAAPA/NY4a5SER56Q/s400/snap.jpg" border="0" alt="" /></a><span> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;">
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span><strong></strong></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 100%;">Sonuç olarak baktığımızda, <span style="font-weight: bold;">Podcast</span>ler, bilgi yönetiminde, zaman yönetiminde </span><span style="font-size: 100%;">ve öğrenme tekniklerinde her geçen gün hayatımıza katma değer sağlayacak </span><span style="font-size: 100%;">yeni sahneler tasarlıyorlar. Bize de onların tasarlamış olduğu sahnelerde iyi performanslar sergilemek k</span><a onclick="return false;" tabindex="10" href="javascript:void(0)"></a><span style="font-size: 100%;">alıyor.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 100%;">Yüce Zerey | y=f(yuce)<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yucezerey.com/podcast-ne-neden-nasil-nerede/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Süper Kahramanlar Neden Tayt Giyer?</title>
		<link>http://www.yucezerey.com/super-kahramanlar-neden-tayt-giyer/</link>
		<comments>http://www.yucezerey.com/super-kahramanlar-neden-tayt-giyer/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 May 2007 15:55:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Endoplazmik Retikulum]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[Kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[Süpermen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yucezerey.com/?p=143</guid>
		<description><![CDATA[
Süper Kahraman ya da eski tabiri ile fevkel beşer diye ifade edilen kişiler genel itibariyle, zoru seven, daralmadan genişleme olmaz, ilerleme olmaz felsefesini savunan kişilerdir.

Dolayısıyla sürekli kendi süper güçlerini gösterebilmek, argo tabiriyle artislik yapabilmek kendilerini geliştirebilmek için mümkün mertebe daralmaları gerekmektedir.
Modern toplumun en populer daralma aracının da tayt olduğunu ve hatta bu aralarda çok moda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yucezerey.com/wp-content/uploads/2009/02/Superman_Batman_Wallpaper_by_kurema.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5059606336581542050" style="display: block; margin: 0px auto 10px; cursor: pointer; text-align: center; border: 0px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_l5XMyaXG8V4/RjdVJ_tCIKI/AAAAAAAAAEA/LMQNu7PV-hY/s400/Superman_Batman_Wallpaper_by_kurema+%28Small%29.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p>Süper Kahraman ya da eski tabiri ile fevkel beşer diye ifade edilen kişiler genel itibariyle, zoru seven, daralmadan genişleme olmaz, ilerleme olmaz felsefesini savunan kişilerdir.</p>
<p><span id="more-143"></span></p>
<p>Dolayısıyla sürekli kendi süper güçlerini gösterebilmek, argo tabiriyle artislik yapabilmek kendilerini geliştirebilmek için mümkün mertebe daralmaları gerekmektedir.</p>
<p>Modern toplumun en populer daralma aracının da tayt olduğunu ve hatta bu aralarda çok moda olduğunu düşünecek olursak, süper kahramanlarımızın da daracık taytlar giymeleri normaldir. Altlarına da sıkı sıkı çizmeler giyerler ki bacaklarıda iyice daralsın ve daralan bacaklar ile iyi sıçrasınlar, iyi kaçsınlar&#8230;</p>
<p>Fevkel Beşer Moda Tasarım Danışmanı<br />
Yüce Zerey | y= f(yuce)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yucezerey.com/super-kahramanlar-neden-tayt-giyer/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Heybe Potter ve Sırlar Odası</title>
		<link>http://www.yucezerey.com/heybe-potter-ve-sirlar-odasi/</link>
		<comments>http://www.yucezerey.com/heybe-potter-ve-sirlar-odasi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Dec 2006 09:47:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Endoplazmik Retikulum]]></category>
		<category><![CDATA[Heybe Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Algı Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Harry Potter]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yucezerey.com/?p=60</guid>
		<description><![CDATA[
Heybe Porter&#8217;ın hami ailesi Karaerik&#8217;ler o yaz öylesine çekilmez olmuşlardı ki, Heybe bir an önce sihirbazlık okulu Yaşar Doğu&#8217;ya geri dönmek için can atmaktadır. Eşyalarını toplarken ortaya çıkan ev cini Komoçko ise onu uyarır: Yaşar Doğu&#8217;ya dönerse bir felaket olacaktır&#8230;

Heybe Porter, tasını tarağını, tıraş bıçağını, yine sihirbaz olan annesinin elleri ile diktiği banyo lifini heybesine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yucezerey.com/wp-content/uploads/2009/02/heybe_porter_copy.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5005086758431015778" style="border: 0px none; margin: 0px auto 10px; display: block; width: 258px; cursor: pointer; height: 363px; text-align: center;" src="http://1.bp.blogspot.com/_l5XMyaXG8V4/RXWj44JKw2I/AAAAAAAAAAM/0wHjWhyrqLs/s320/heybe_porter+copy.jpg" border="0" alt="" /></a><br />
Heybe Porter&#8217;ın hami ailesi Karaerik&#8217;ler o yaz öylesine çekilmez olmuşlardı ki, Heybe bir an önce sihirbazlık okulu Yaşar Doğu&#8217;ya geri dönmek için can atmaktadır. Eşyalarını toplarken ortaya çıkan ev cini Komoçko ise onu uyarır: Yaşar Doğu&#8217;ya dönerse bir felaket olacaktır&#8230;<br />
<span id="more-60"></span></p>
<p>Heybe Porter, tasını tarağını, tıraş bıçağını, yine sihirbaz olan annesinin elleri ile diktiği banyo lifini heybesine atar, Casio kol saatini takar ve Gazanfer Bilge&#8217;den bilet alır, Yaşar Doğu sihirbazlık okuluna gitmek için Harem&#8217;den yola çıkar.</p>
<p>Yaşar Doğu&#8217;ya geldiğinde ortalık yine yıkılıyordur. Herkes elindeki sihirli asalarıyla birbirine eşek şakaları yapmaktadır. Heybe Porter için eşeğin ezoterik bir anlamı olduğundan dolayı, eşek şakalarından hiç hazetmez ve yapanlara karşı da mesafelidir.</p>
<p>Heybe Porter&#8217;ın sihirbazlık alemlerinde kankaları olan Tahsin ve Necla da Heybe&#8217;nin bu duruşuna son derece saygılıdırlar.</p>
<p>Yeni öğretim yılı, öğrencilerin İstiklal Marşı&#8217;nı ve andımızı okumasıyla başlamıştır. Okul Müdürü Abdurrahman Pordoğan Bey, öğrencilere bu seneki okul hedeflerini, akabinde bölüm hedeflerini başarı kriterlerini aktarmış ve performanslarının nasıl değerlendirileceği hakkında genel bilgiler vermiştir. Tuvaletleri temiz kullanmaları, asalarıyla tuvalete girmemeleri aksi takdirde çarpılabilecekleri konusunda uyarılarda bulunmuştur.</p>
<p>Heybe, Tahsin ve Necla üçü tekrar bir araya gelmiş, <span style="font-weight: bold; font-style: italic;">üçü bir arada</span> olmuşlardır ve bir <span style="font-weight: bold; font-style: italic;">Cafe Crown </span>arası vermişlerdir. Onlar fındık ülkesinde fındık aromasının lezzetini yaşarken okulda olanlar olmaktadır. Sırlar Odası açılmıştır&#8230;</p>
<p><a href="http://www.yucezerey.com/wp-content/uploads/2009/02/sirlar.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5005108108713444226" style="display: block; margin: 0px auto 10px; cursor: pointer; text-align: center; border: 0px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_l5XMyaXG8V4/RXW3ToJKw4I/AAAAAAAAAAg/iBDmx9DLkEI/s320/s%C4%B1rlar.bmp" border="0" alt="" /></a></p>
<p>Oda&#8217;nın açılmasıyla ortaya çıkan karanlık bir güç, Yaşar Doğu&#8217;dakileri eşeğe çevirmeye başlamıştır. Tüm öğrenciler yavaş yavaş eşek olmaktadır. Heybe, hayatını tehlikeye atarak, Odanın elli yıllık ölümcül gizemini çözmeye çalışır.</p>
<p>Kahramanımız Heybe Porter, ne var ne yok tüm çarşafı dökmüştür. Adeta olayı çözmek uğruna kendini psikopata paralel bağlamıştır. HTML, MHTML ve XML dillerine doğuştan hakim olan Heybe Porter, bu dil bilgisi sayesinde her şeyi ortaya çıkarmıştır. Sır falan kalmamıştır!&#8230;</p>
<p>Sırlar odasının kapısı internet denilen, terliksi organizma tarafından açılmıştır. Internet, bahsi geçen karanlık gücün ta kendisidir. Hakkıyla kullanmayı bilenlerin de aydınlanma gücüdür. (Dış ses toplumsal mesaj)</p>
<p>Esaretin zincirini boynundan sıra sıra çıkaran sırlar, bilgiler kendilerini odanın dışına atmışlar ve insanları <span style="font-weight: bold;">bilgi eşeğine </span>dönüştürmüşlerdir. İnsanlar da neye uğradığını şaşırmış, her çeşit bilgiyi; her formatta, her platformdan talep etmişlerdir. Hayatlarını bilgi ağlarıyla örmüşler, kendi ağlarında kendi kurbanları olmuşlardır, kendilerini dinlemeye, okumaya zamanları kalmamıştır.<a href="http://www.yucezerey.com/wp-content/uploads/2009/02/1319753-md.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5005107000611881842" style="display: block; margin: 0px auto 10px; cursor: pointer; text-align: center; border: 0px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_l5XMyaXG8V4/RXW2TIJKw3I/AAAAAAAAAAY/C7SAXYQaVxw/s320/1319753-md.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p>Hatta öyle bir seviyeye gelmişlerdir ki, <span style="font-style: italic;">madde içi hayatta perende üzerine perende atarken, madde ötesi hayatın, ruhlarındaki daimi ihtarcısına, gözü uyku tutmaz nöbetçisine rastlayıp, arada bir bu nöbetçinin selamını alıp yine kendilerini sürükleyen çarklara takılmaya devam etmişlerdir.</span></p>
<p>İşte kahraman Heybe Porter&#8217;ın filmsel kahramanlığı burada devreye girer. Heybe Porter, arkadaşları Tahsin ve Necla ile birlikte okulda heybe felsefesini anlatmıştır. Eylemler, eylemsizlikler düzenlemişlerdir. Etkin mecralar alıp heybe mesajlarını doğru yerlerde konumlandırmışlardır.</p>
<p>Artık Yaşar Doğu Sihirbazlık Okulu heybeci kaynamaktadır&#8230; Tek tük kalmış bir kaç bilgi eşeği de nazarlık olarak okul bünyesinde barındırılmaktadır.</p>
<p>Özet olarak, Heybe Porter ve Arkadaşları, Haybeye değil Heybeye koşmuşlar ve Sırlar Odasını kapısına güzel bir arabirim oluşturmuşlardır. Artık bu arabirim sayesinde, öğrenciler, bilgiyi önce süzecek sonra anlayacak sonra da anlamlandıracaklardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yucezerey.com/heybe-potter-ve-sirlar-odasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
