Viral İnsanları

Hayata viral lenslerle bakan insanlar…

Pazarlama dünyası ile viral kavramları uzun bir süredir çıkıyorlar. Ancak ilişkilerinde çalkantılar eksik olmuyor. Zaman zaman pazarlama, viralin marjinal yaklaşımlarından rahatsız olurken, zaman zaman da viral, pazarlamayı eski kafalı olmakla suçluyor. İlişkinin final sahnesinde mutlu son var mıdır? Bilinmez.. Bilinen şey şu ki, modern pazarlama iletişiminde viralin hatırı sayılır ve havalı bir konumu var. Hatırı sayılır konumundan dolayı, viral ile uğraşmak, viral film çekmek / çektirmek, viral kampanya yapmak:

 “Bizim viral, sizin virale kor.”,

“En iyi Sevgililer Günü virali bizim”,

“En iyi Anneler Günü Virali Hamit’lerin”,

“Sizin viral kaç görüntülenme aldı?”

“Hiç seed etmeden organik olarak hayvan gibi görüntülenme aldık. Seed ederek ebem de o kadar görüntülenme alır.”

“Bizim viral Mashable’da çıktı.”

“Youtube’ta ana sayfaya bi girdim organik olarak Ecesu’ların virali gördüm.”,

“Bu iş kesin viral, gaza gelmeyin. Sazanlık yapıp atlamayın”,

“Bu sene mutlaka güzel bir viral yapmamız gerekiyor”

“O kadar iyi bir viral oldu ki, TV’de de yayınlayabiliriz”

“Bi viral yapalım. Haber kanallarında çıksın. Gazeteler organik olarak haber yapsın”

“Flashmob gerçekten çok ilgi çekiyor.”

“Recep, Hakkı, Hasan. Ne kadar kedi, kopek, bebek videosu varsa indirin. Bakalım, inceleyelim. Çekeceğimiz viralde hangisini nasıl kullanacağımıza karar verelim.”

“Tüketiciye ‘Yok artık anasının nikahı’ dedirtecek bir piçliğe ihtiyacımız var.”

“X makinesi yapalım tüketici düğmeye basınca şakalar komiklikler olsun. Wow efektini çekelim, viral olarak yayılır. ”

“İçerik yeterince iyi ise seed etmeye gerek yok. Zaten yayılır.”

“Yapacağımız şakada tabiki halktan insanlar olacak ama cast kullanmazsak videoyu kurtaramayız.”

“Fırlama sözlerle bezenmiş güzel bir şarkı yapar ve havalı bir klip çekersek oradan yürürüz.”

“Hacı bizim virali gördün mü? Süper di mi. Bi tweet atsana. En kötü ben paylaştım. Onu retweetle”

“Bizim viral bu sene, x, y, z yarışmalarında k,l,m ödüllerini aldı. Herkese kapak olsun.”

“Insight’ı doğru bir hype ile birleştirdin mi yürücen aga…”

gibi söylemler pazarlama ekosisteminde daha yüksek frekans ile karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla viral çekmek, yaymak, ölçmek vs gibi konulara dair kesilen ahkamlar pazarlama ekosisteminde ziyadesiyle değer buluyor.

Peki Nedir Bir Viral Kampanyayı Başarılı Kılan?

Markanın hedef kitlesine uyan doğru bir iç görüye dayanması.

  • Doğru içgörü üzerine kurgulanmış başarılı bir hikaye anlatılması.
  • Hikaye oluşturulurken ve anlatılırken:

     Hikayenin başında bir problem olması

     Hikayenin kahramanının olması

     Hikayenin geçtiği bir ortam / mekan olması

     Hikayenin marka hedef kitlesi ile kimya uyumu olması

     Hikayesenin sade olması

     Hikayenin samimi bir dilde anlatılması

     Hikayenin doğası gereği yayılabilir olması

     Hikayenin marka DNA’sı ve stratejisi ile bağlantılı olması

     Hikayenin mutlaka bir sonu olması

  •  
  • Offline ya da online bilinen bir hype ile paslaşması ve aşinalık yaratması
  • Organik yayılımın nefesinin düşeyazdığı anda hedef kitleye uygun mecralarda seed edilmesi

Viral kampanyaların pazarlama iletişimindeki yerinin ve öneminin hızla arttığı aşikar. Bu süreçte en  kritik olan husus, entegre akan pazarlama iletişim sürecinde gerçekten bir virale ihtiyaç var mı? (içerik ve hedef kitle ile etkileşim planlaması açısından) Varsa viralin entegre pazarlama iletişimindeki rolu nedir? Viralden beklenen hedef nedir? Beklenen hedefi nasıl ölçümlüyoruz? Gibi soruların süreç başlamadan once cevaplarının verilmesi, ilgili paydaşlarla mutabık kalınması ve akabinde aksiyon alınması.

Beleş İnsanları

Hayatı Ucuzlaştıran İnsanlar

Sebat ile olan mücadelesinde doğuştan hükmen mağlup sayılmış, her daim gücün ve güçlünün yanında nefes alıp vermiş, hayatın her sahnesini yancı lenslerle izlemiş ve hayatın anlamını elini cebine götürmemekle özetlemiş ve özümsemiş insanlardır. 



Sürekli her alanda fırsat yaratmak, maliyetleri sıfırlamak, yancı konumundan taviz vermemek, hayatın yeni deneyimlerinin maliyetsiz tadına bakmak, deneyimli insanlara  “Hacı anladık başarmıssın da, şunu bi 10 adımda özetlesene neler yapacaktık?”  sorularını yöneltmek, sunum yapan kişiden “Çok teşekkürler elinize sağlık, sunumunuzu şu USB’ye atabilir misiniz?”diyerek sunumunu istemek, hayatınını maliyet odaklı yaşayıp asgari maliyetlerle sürdürdürebilirliği başarı saymak fabrika ayarlarında yüklü olarak gelir. 


Temel olarak beleş insanı özellik ve söylemlerine bakacak olursak:

* Sigara içer. Ama asla paket taşımaz.

Puroya merak sarar. Ancak her seferinde başkasının purosu ile hava atar. 

Cüzdanı hep uzaktadır. Nakit parası hiç yoktur. Kredi kartı da cüzdandan hep geç çıkar veya POS makinesi ile hoşlaşmaz. Hesap ödemeye dair tüm gerekli aksiyonlar alınana kadar hesap ödenir.
 

Valeye para vermemek için, gittiği mekanın 3 km ötesine arabasını park etmekten gocunmaz.

* Benzin yakmasın diye mutlaka bir arkadaşının arabasına yamanırken, “İçki içeceğim sıkıntı olmasın” söylemini yan cebinde tutar.

* Her bulduğu yol fırsatında vitesi boşa atarak benzinden tasarruf ettiğini düşünür.

* Berbere jöle sürmek, kulak kıllarını çakmak ile yakmak için gider. 

* Kendi saçını sakalını, sokaktan 10TL’ye aldığı makine ile keser. Bunu da verimlilik olarak görür. 

Taze çay gelmiş okey masasında yancı olup, oynayanlara yorum yaparlar. Herkes çay içerken ekstra tost vs siparişi verir.

* Saha ziyareti veya “external focus” kisvesi altında sürekli iş temaslarında bulunur. Ancak bu ziyaretleri yemek zamanına denk getirir. Bu vesile ile en premium mekanlarda eli ile cebinin arasındaki açıyı bozmadan premium yemek deneyimleri elde eder. 

Dünyanın en zeki ve donanımlı insanıdır. Dolayısıyla kendisine akıl soran veya soracak olanların mutlaka bunun bir şekilde karşılığını vermeleri gerektiğini düşünür. 

Mesai saatinin bitiminde akşam yemeğini de iş ortamında yer. Böylece hem evde yeme derdi olmaz. Hem de maliyeti olmaz. 

Benzini şirket tarafından ödeniyorsa gitmediği tüm coğrafyalara gitme vizyonunu aktif hale getirir. Aracını başkalarına kiralamayı teklif eder. En kötü ihtimalle “Benzin benden yeme içmeyi siz çekin” seviyesine iner. 

* Dışarıda yediği her yemeği, otelde faturalanan her ekstrayı, seyahat esnasındaki her detayı (hediye vs) dudak uçuklatan argumanlarla süsleyip şirkete masraf olarak kilitleme eğilimindedir. 

Toplantı esnasında gelen ikramları toplantı sonunda masasına götürür.


* Gidilebilecek tüm konser, maç, vs gibi etkinliklerin  biletlerini sponsorlardan temin etmeye çalışır. Bu konuda arkadaşının arkadaşı, arkadaşının ebesinin arkadaşı dahi aranır. “Bu zamana kadar herhangi bir etkinliğe para verip gitmedim” söylemini erdem sayar.  

Mekanda havalı içkilerin açıldığı locaya yanaşır, her türlü içki, çerez, buz, aperitif, meyveye salça olur. Hesap istendiği anda tüm şanıyla tuvalette olan insandır.  

Arkadaşından ödevini, “Hacı bi versene doğru yolda mıyım? Check etmek istiyorum.”diyerek aldıktan sonra, küçük değişiklikler yapıp hacılar.

Ders kitabı almaz, arkadaşlarından otlanır.


Kalem, defter vs gibi kırtasiye malzemeleri ise katılınan etkinliklerden gelmektedir.


Kız arkadaşı  ile çıkacağı zaman arkadaşının arabasını almaya çalışır. Alamaz ise “Halka inelim güzelim, hep araçlardayız. Otantik ruh kişisel gelişimin anahtarıdır” cihetiyle kızı dolmuş veya otobüse binmeye zorlar.


Metro, metrobüs, otobüse beleş binmeyi fırlamalık sayar.


* Gittiği mekanda ilk hareket olarak wireless şifresini ister. Bir çay içip saatlerce oturur.


Beleş wireless bulduğu zaman yapışır, kopacak stresi ile ömründen ömür gider.  


Pilav üstü kurunun yanında bir ekmek yiyen kişidir.


Arkadaşı ile buluşmadan önce parfümeriye gidip, testerları hayvan gibi deneyip, her tarafına parfüm sıkar. 


Kız arkadaşı ile buluşmadan önce simide abanıp, buluştuklarında kız yemek yerken “Ben tokum deyip” diyerek soda içer.


Herhangi bir dergi, kitap, film, dizi, müzik gibi esere para ödemez. Bir yolunu bulur beleş edinir. Para vereni de salak olarak görür.

Sürekli arkadaşının telefonundan konuşma eğilimindedir. “Hafız, telefonunu bi versene, evi haberdar edeyim geç kalacağımdan. Yine kontörüm bitti de.” 

En hızlısından sonuca nasıl gideceğine odaklanır. “Hocam, peki ya sizin deneyimleriniz doğrultusunda biz nasıl marka oluruz?”


* Güzelliğin bile maliyetlerini paylaşır. “Canım, rujunu kullanabilir miyim? Senin pilli rimelinle daha iyi rimel çekiliyor ben de alacağım en kısa zamanda” 

Sonuç olarak hayatın doğrusal düzleminde her koşulda ayakta kalabilen, her ortama uyum sağlayabilen ve varlığını sürdüren bir organizma ile karşı karşıyayız.

İşbu organizma ile tarihin tozlu yapraklarına kıyasla artık daha fazla karşılaşıyoruz. Önümüzde, arkadamızda, sağımızda, solumuzda, evimizde, odamızda, işyerimizde…

Kısacası artık her yerdeler…

19.01.2014 Tarihinde CNN Türk Sitesinde Yayınlanmıştır  

Araf İnsanları

Paralel Evrenler Arasında Sıkışmış Ruhlar

 

Araf; kayıp, nereye ait olduklarını bilmeyen; veya bilmek istemeyen ruhların bekleme salonu; parallel düzlemde nefes alınabilecek bir evrenin var olma olasığıdır.

Araf; nefes ile ölüm, sanal ile gerçek, geçmiş ile gelecek, iyi ile kötü,  hüzün ile sevinç, çükübik ile fikibok,  golgi aygıtı ile endoplazmik retikulum arasında kurulan köprüdür.

Arafın varlığının farkındalık düzeyi, bünyelerde hissedilmeye başlandığı an itibariyle nefes alınmaya başlanır. Ancak bünye daha önce nefes almaya alışkın olmadığından alınan ilk nefes ile birlikte ciğerler de yanmaya başlar.

Araf insanı, ciğerinin yanması pahasına düzenli olarak nefes almaya çalışan; kararsızlıkların, arada kalmışlıkların, hüzünlerin, depresif hallenmelerin insanıdır.

Yazının devamını oku..

Puro İnsanları

Duman ile statü ve keyfi körükleyen insanlar

Puro; güç, başarı, takdir ve ince zevkler üzerine kurulmuş bir tutku, heyecan ve statü simgesi. Puro, yakılmasından saklanmasına, içilmesinden satın alınmasına kadar çok zengin bir kültüre sahip olduğu için profesyoneller klanında ziyadesiyle ilgi görmektedir.

Neden Puro ?

“Siz hala çorabınızda sakladığınız Kısa Maltepe’mi  içiyorsunuz? Bizim ligimiz farklı toprağam.”

“Bugün üzerimden geçen bütün to-do-listlere ithafen ruhuma nefes aldırıyorum”

“Brainstorming sessionında puroyu yakınca çok kreatif oluyorum”

“Beyler muhabbet güzel, hemen kalkmayacaksak yakıyorum.”

“Anlaşmamızı kutlayalım. Marka seçeneğimiz bol. Buradan buyurmaz mısınız?”

“Bizim kayınço hediye getirmiş yurtdışından bi deneyelim bakalım.”

“Keyif için yakıyorum.”
Yazının devamını oku..

Tespit İnsanları VI – Etkinlik Tespitleri

Tespit İnsanları VI – Etkinlik Tespitleri

Solunumlarını tespit yaparak gerçekleştiren insanlar…

Profesyonel bir tespit insanı; gittiği veya gitmediği tüm etkinliklere dair, iç sesinin öncülüğünde, seri ve acımasız yorumlar yapmaktan kendini alıkoyamaz. Yılların deneyimi ve travmaları ile biriktirmiş olduğu bok atma kütüphanesinde hazır bulunan soruları sorar, yorumları yapar ve etkinlikleri, etkinliklere giden profiller ile  birlikte kendinden emin argümanlarla kategorize eder. Kategorizasyon, modern profesyonel hayatın adam asmaca oyunudur.


Yazının devamını oku..