Kriz Ortamı ve Takım Taklavat Çalışanlar


Güllük gülistanlık devam eden “piyasa” şartlarına gökten zembille kriz parametresi dahil oldu. “Piyasa”, doyumsuz aktörlerini hiç bir zaman tatmin edemeyeceğini ve fiziksel varlıklarla finansal varlıklar arasındaki uçurumları kapatamayacağının farkına vardı ve doyumsuz üyelerinden bazılarının da kellesine mal olacak operasyonu başlattı.

Fantastik dizi ve filmlerde karşımıza çıkan, ama gerçekten hayatta hiç göremediğimiz meşhur düğmelerden (kırmızı olan) birine basıldı. (bkz. Desmond, LOST) Ne düğmenin ne de kimin bastığının, çok önemli olduğunu zannetmiyorum. Asıl önemli olan basılmış düğme etkileri…

Düğme etkileri üzerine yazılacak yazıları zihnimden sanal ortama taşıyabilmek için anlamlı bir transfer altyapısı ve sağlam zaman planlaması gerekiyor. Dolayısıyla şimdilik düğme etkisininden çalışanların nasıl nasiplendiği üzerine odaklanmak istiyorum.

Kriz ve benzeri akut durumlarla firmalar da insanlar gibi şaşkınlık içerisinde, daha çok duygusal ve acımasız tepki gösteriyorlar. Kriz ortamları, kocaman kurumların, ne kadar basit, ne kadar çocukça kararlar alabildiğini gözlemleyebileceğiniz nadir ortamlardır. Yaşanan sürece hızlı cevap verme isteği, “hallettik biz de problem yok” söylemini ivedilikle cebe koyma gayreti, patron egosunu hızlıca güvenli bir limana park edebilme niyeti ile birleştiğinde geriye sadece rasyonel rakamların ve istatistiksel raporların dayanılmaz cazibesini kullanmak kalır. Betimsel istatistiklere, su yüzündeki rakamlara göre aksiyon alınır.

Aksiyon nedir?

Verimliliğin artması, maliyetlerin kısılması, vs gibi tedavi araçları akut kriz anındaki üst yönetim psikolojilerinin dayanamayacağı kadar uzun vadeler ister. Sağdan soldan gelen “x firması y bin adam çıkarmış” söylemlerinin üst yönetimlerin gıpta damarlarını azdırması sonucunda da aksiyon parametresi tanımlanır. Aksiyon = İşten Çıkarma dır. Doyumsuzluğun faturası çalışana çıkar.

Çalışanlar hiç beklemedikleri bir şekilde kadro dışında bırakılırlar. Paf takımla, genç takımla bile antremanlara çıkmalarına izin verilmez. Antreman sahasının yanında bile istenmezler. Sadece kadro dışı kalırlar, alacakları konusunda da kısmet, hayırlısı senaryoları yürütülmeye başlanır.

Çalışana çıkacak olan faturayı sadece işten çıkarmak olarak değerlendirmemek gerekir. Performansınız çok iyi olabilir, şirketin en iyi adamı olabilirsiniz, kriz esnasında en son gönderilecek adam da olabilirsiniz. Ama şirketin kriz tutumu size de aba altından sopa gösterebilir.

İstediğiniz projeleri gerçekleştirebilmek için, bütçe talebiniz için, insan kaynağı ve eğitim talepleriniz için alacağınız cevaplar çoktan bellidir. Talepler için “Auto Response” mesajlar çoktan tasarlanmıştır bile.

Size de “Please Try Again Later” söylemi ve üretkenliğinize vurulmuş pranga ile başbaşa dertleşmek kalır. Durunuşuz zedelenebilir. Saygınızı yitirebilirsiniz. Mamafi, esen Alizeler, patron gemilerinin yelkenlerine destek vermektedir. Rüzgara karşı alınacak aksiyon bireylerin kendi tercihleridir.

İşe odaklanması gereken bireyleri, işten öte düşünce fonksiyonlarını maksimize edecek derecede düşünmeye sevk etmenin sisteme orta ve uzun vadede mutlaka bir maliyeti olacaktır. Bu maliyet de nitelikli çalışanların, alet çantasında yer alan cansız takım taklavattan öte yaşayan varlıklar olduğunu kanıtlayacaktır.

One Response to Kriz Ortamı ve Takım Taklavat Çalışanlar
  1. Anonim

    “up in the air”

Bir Cevap Yazın