Profesyonel Yancı

Profeyonel yancı, sebat ile olan mücadelesinde doğuştan hükmen mağlup sayılmış, her daim gücün ve güçlünün yanında nefes alıp vermiş, hayatın her sahnesini yancı lenslerle izlemiş ve hayatın anlamını elini cebine götürmeden / efor sarf etmeden fırsat deneyimlemekle özetlemiş ve özümsemiş profesyoneldir.

Sürekli her alanda fırsat yaratmak, imtiyaz kazanmak, fırsat değerlendirmek, yancı konumundan taviz vermemek, hayatın yeni deneyimlerinin maliyetsiz tadına bakmak, deneyimli insanlara  “Hacı anladık başarmıssın da, şunu bi 10 adımda özetle de biz de yapalım ?” , “Sende yapılmışı var mı?”, sorularını yöneltmek, hayatınını çıkar odaklı yaşayıp, asgari maliyetlerle sürdürdürebilirliği başarı saymak;  fabrika ayarlarında yüklü olarak gelir.

Temel olarak profesyonel yancı özellik ve söylemlerine bakacak olursak:

* Aynı şirkette bile olsa mutlaka yemeğe gittiği insanlara expense yaptırır. 

* Kurum için doldurulması gereken anket, hedef dokümanı, performans dokümanı vb gibi ne varsa arkadaşlarından alıp, üzerinde asgari değişiklik yapıp doldurur. 

* Off-site toplantıların zengin ikramlarından kalanları, eve tahliye eder. 

* Kendisine ekstra yük getirecek her türlü işten kaçarak, bir arkadaşına çakmaya çalışır. “Bu proje tam Himmet’lik. Daha önceki işyerinde benzeri bir proje yapmış zaten.”

* Başkasının yapmakta olduğu projede potansiyel varsa, projenin son fazında sürece dahil olur ve kendi yapmış gibi paketler, satar. Fırsatın kokusunu üç cubicle öteden alır. 

* Oturduğu yerden istekleri bitmez. “Yerinden kalkmışken bana da çay getirsene, çok sağolasın.” 

*  Her zaman talebini güzel bir argümanın arkasına saklar.   “Yarın toplantıya iki araba gitmeyelim. İsraf olmasın. Sabah beni alabilir misin? Zahmet olmazsa.”

* Sigara içer. Ama asla paket taşımaz.

* Puroya merak sarar. Ancak her seferinde başkasının purosu ile hava atar.

* Cüzdanı hep uzaktadır. Nakit parası hiç yoktur. Kredi kartı da cüzdandan hep geç çıkar veya POS makinesi ile hoşlaşmaz. Hesap ödemeye dair tüm gerekli aksiyonlar alınana kadar hesap ödenir.

* Valeye para vermemek için, gittiği mekanın 3 km ötesine arabasını park etmekten gocunmaz.

* Benzin yakmasın diye mutlaka bir arkadaşının arabasına yamanırken, “İçki içeceğim sıkıntı olmasın” söylemini yan cebinde tutar.

* Berbere jöle sürmek, kulak kıllarını çakmak ile yakmak için gider.

* Taze çay gelmiş okey masasında yancı olup, oynayanlara yorum yaparlar. Herkes çay içerken ekstra tost vs siparişi verir.

* Saha ziyareti veya “external focus” kisvesi altında sürekli iş temaslarında bulunur. Ancak bu ziyaretleri yemek zamanına denk getirir. Bu vesile ile en premium mekanlarda eli ile cebinin arasındaki açıyı bozmadan premium yemek deneyimleri elde eder.

* Dünyanın en zeki ve donanımlı insanıdır. Dolayısıyla kendisine akıl soran veya soracak olanların mutlaka bunun bir şekilde karşılığını vermeleri gerektiğini düşünür.

* Mesai saatinin bitiminde akşam yemeğini de iş ortamında yer. Böylece hem evde yeme derdi olmaz. Hem de maliyeti olmaz.

* Benzini şirket tarafından ödeniyorsa gitmediği tüm coğrafyalara gitme vizyonunu aktif hale getirir. Aracını başkalarına kiralamayı teklif eder. En kötü ihtimalle “Benzin benden yeme içmeyi siz çekin” seviyesine iner.

* Dışarıda yediği her yemeği, otelde faturalanan her ekstrayı, seyahat esnasındaki her detayı (hediye vs) dudak uçuklatan argumanlarla süsleyip şirkete masraf olarak kilitleme eğilimindedir.

* Toplantı esnasında gelen ikramları toplantı sonunda masasına götürür.

* Gidilebilecek tüm konser, maç, vs gibi etkinliklerin  biletlerini sponsorlardan temin etmeye çalışır. Bu konuda arkadaşının arkadaşı, arkadaşının ebesinin arkadaşı dahi aranır. “Bu zamana kadar herhangi bir etkinliğe para verip gitmedim” söylemini erdem sayar.

* Mekanda havalı içkilerin açıldığı locaya yanaşır, her türlü içki, çerez, buz, aperitif, meyveye salça olur. Hesap istendiği anda tüm şanıyla tuvalette olan insandır.

* Arkadaşından projesini, “Hacı bi versene benim de benzer bir projem vardı? Check etmek istiyorum.” diyerek aldıktan sonra, küçük değişiklikler yapıp hacılar.

* Gittiği mekanda ilk hareket olarak wireless şifresini ister. Bir çay içip saatlerce oturur.

* Beleş wireless bulduğu zaman yapışır, kopacak stresi ile ömründen ömür gider.

* Arkadaşı ile buluşmadan önce parfümeriye gidip, testerları hayvan gibi deneyip, her tarafına parfüm sıkar.

* Herhangi bir dergi, kitap, film, dizi, müzik gibi esere para ödemez. Bir yolunu bulur beleş edinir. Para vereni de salak olarak görür.

* En hızlısından sonuca nasıl gideceğine odaklanır. “Hocam, peki ya sizin deneyimleriniz doğrultusunda biz nasıl marka oluruz?”

* Güzelliğin bile maliyetlerini paylaşır. “Canım, rujunu kullanabilir miyim? Senin pilli rimelinle daha iyi rimel çekiliyor ben de alacağım en kısa zamanda”

Sonuç olarak profesyonel hayatın doğrusal düzleminde her koşulda ayakta kalabilen, her ortama uyum sağlayabilen ve varlığını sürdüren bir organizma ile karşı karşıyayız.

İşbu organizma ile tarihin tozlu yapraklarına kıyasla artık daha fazla karşılaşıyoruz. Önümüzde, arkadamızda, sağımızda, solumuzda, evimizde, odamızda, işyerimizde…

Kısacası artık her yerdeler… 

13.07.2014 Tarihinde Radikal’de yayınlanmıştır.

 

Bir Cevap Yazın