Yüce Zerey

BrainStorming İnsanları

Evrenin sırrını kollektif arayan beyinler…

Yıllardır fizikçiler Newton’un klasik fizik teorisi , Einstein’ın görecelik kuramı ve Heisenberg’ün kuantum fiziği arasındaki farkı bulmaya çalıştılar. Bu üç fizik yasası diğerlerini önemsemeden kendi kurallarına göre aynı evreni açıklamaya çalışırlar. Bu yüzden fizikçiler Hawking önderliğinde bir araya gelerek günlerce brainstorming yaparak ‘Büyük BirleşimTeorisi’ni kurdular. Böylece fizik kuralları birbirlerinin eksik kalan tarafları tamamlamaya çalıştılar. Evrenin sırrı brainstorming ile çözülmüştü.

Brainstorming, 1941 yılında Alex Osborn tarafından “Yağmurlu havada koşarken sakız çiğnersek daha mı çok ıslanırız?” sorusuna cevap aramak amacıyla organize edilen ve hatırı sayılır bilim adamlarının da katıldığı toplantı esnasında ortaya çıkmış; egosentrik rassal fikir üretim öğretisidir.

 

Neden BrainStorming?

* Bireysel olarak kabız olmuş zihinlerin bir araya gelince fikir ishali olabildikleri için.

* Doğru zamanda doğru fikir bulunmadığı takdirde profesyonel iş dünyasında, başarısızlık öncü sarsıntılarını deneyimlememek için

* İnsanlara kendini ispatlamayan egonun, iş akdinin feshi gündemde olduğu için.

* İnsanlığın çözüm bulamadığı evrensel tüm sorunları çözebilme ihtimali için

* Off Site mekan, yeme içme, goy goy altyapısınında keyif maksimizasyonu için

* “Fikir aşamasında herkesi yalandan da olsa dahil edelim, herkesin çorbada tuzu olsun ki, sonradan kimse proje ile ilgili artistlik yapmasın” yaklaşımından dolayı

* Kreatif insanların beyinlerindeki adonisleri gösterebilmeleri için

* “Bu fikri/konsepti/ brainstorming ile bulduk” demek çok havalı olduğu için.

Read More…

İş Yemeği İnsanları

İş yemekleri, iş hedefleri şampiyonluk mücadelesinde zafer kupasını kaldırmak için yapılan düzenli antreman maçlarıdır…

İş Yemeği

İş hedefleri şampiyonluk mücadelesinde zafer kupasını kaldırmak için yapılan düzenli antreman maçlarıdır iş yemekleri…

Müşterilerle, ortaklarla, çalışanlarla işbirliklerinin yapıldığı, sürdürüldüğü; niteliği askıya askıya alınmış koyu sohbetlerin edildiği, bireysel markaların konumlandırıldığı, önemli anlaşmaların imzalandığı ritüellerdir iş yemekleri.

İş insanlarının ne kadar farklı yönleri olduğunun görülebileceği yegane ortamlardır.

 

Neden İş Yemeği?
“Remzi Bey ile ilişki geliştirmemiz gerekiyor, bizi bir yemek ortamında bir araya getirebilir misin?”

“Hedeflerimize ulaşabilmek için çalışanlarımı motive etmemiz gerekiyor. Güzel bir yemek, organize edebilir miyiz? Ancak bütçemiz çok zorlanmasın. Maksat, yemeğe götürdük mü? Götürdük.”

“Tonguç Bey, en değerli müşterilerimizden ve kendisi Sushi’yi çok sever. Şehrin en prestijli Sushi restaurantında Nigiri Moriawase Sushi Plates hazırlatalım.”

“Sonunda Araplarla uzun süredir uğraştığımız anlaşmayı imzaladık. Bunu ıslatmamız gerekiyor. Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez. Elimizi hafif alıştırmayıp, şehrin en prestijli mekanını seçelim ve garsonlar masayı donatsınlar.”

“Genelde öğle yemeğinde Palamut Tataki ve Istakoz Graten yemezsek etkin strateji üretemiyoruz.”

“Adam gibi brainstorming yapabilmemiz için toplantıyı offsite ve yemekli yapalım, sıkıldım artık şirketin kasvetli toplantı salonlarından.”

“Şirketime alacağım kişi ile önce yemek yerim sonra karar veririm”

“Konuyu daha detaylı değerlendirmek lazım, tüm partilerin bir arada olduğu bir yemek schedule edelim.”

Depresyon İnsanları

Buhranlı iklimlerin semşiyesiz insanları…


“Sen özelsin, eşsizsin ve çok değerlisin. İstediğin her şey olabilirsin. Ateşte yürüyebilirsin. Mermiye kafa atabilirsin. Hayallerinden asla vazgeçme! Kendini sev, kendine inan; o zaman her şey mümkün olur…” söylemleri ile başlar depresyon filminin ilk karesi.

Son yıllarda; anneler, babalar, eğitimciler, koçlar, kanaat önderleri ve psikologlar tarafından modern insan beynine işlenen ve popüler kültürün her köşesinde tekrarlanan bu sözler, günümüze damgasını vuran toplumun temellerini oluşturuyor.

Tanımlanmış klişelerle dolu, öykünülen sanal dünya beklentileri ile bireysel gerçeklik arasındaki mesafe toplumun depresyon derinliğini ve şiddetini belirliyor. Depresyon bünyede bir kere yer yaptığı zaman sık sık tekrarlayabilen hüzünlü bir araf ruh hali olarak hayatımızdeki yerini alıyor.

Demlenmemiş duygular, olgunlaşmamış yetkinlikleri harakete geçiriyor ve genellikle filmin sonu hüsran ile bitiyor.

Read More…

Coca-Cola: Sevgili / Mutluluk Makinası

Sevenlerin, birbirlerine olan sevgilerini göstermesine aracı olan Sevgililer Günü kapsamında tüm sevenler için hazırladığımız, çiftlerin  birbirlerine olan sevgileri ile çalışan Coca-Cola Sevgili / Mutluluk Makinası‘nı Metro City’e yerleştirdik. İçerisindeki kamera cihazı ve kurulan mekanizma sayesinde makina başka bir lokasyondan kontrol edilebiliyordu. Metro City’de Coca-Cola: Sevgili / Mutluluk Makinası’nın karşına gelen çiftlerin makinadan ücretsiz Coca-Cola ve çeşitli hediyeler alabilmeleri için tek bir şey gerekiyordu: Sevgili olduklarını kanıtlamaları!

İşte biz de sevgilerin birbirlerine sevgilerini gösterdikleri bu güzel deneyimi görüntüledik:

Kampanya Künyesi:

Advertising Agency: C-Section, Istanbul, Turkey
Executive Creative: Enis Orhun
Creative Directors: Oncu Dogu Gursoy, Ceyhun Saracoglu
Copywriter: Oncu Dogu Gursoy
Technical Director : Tuna Tiryakioglu
Agency Producer: Ilke Sahin
Director: Halit Akti
Music: Emre Irmak, Jingle Jackson
Other Credits : Fatih Tuyluoglu, Pinar Saymaz

Coca-Cola: Interactive Marketing Manager: Yüce Zerey
Coca-Cola: Senior Brand Manager: Hande Aksoy

Çalışmanın ingilizce versiyonunu izlemek isterseniz:

Video yayınlanalı henüz iki gün olmuş ve herhangi bir medya yatırımı yapılmamış olmasına rağmen fikri ve uygulaması ile Türkiye’den çıkan bu kampanya yurt içi ve yurt dışındaki prestijli, reklam, pazarlama mecralarında büyük ilgi gördü.

Kampanya’nın yer aldığı mecralardan bazıları:

Digital Buzz

Simply Zesty

I Believe in ADV

Cool Ads Nice Art

Moxie Interactive

Daze Info

Brand Activation

Ad Rock

Mini.T

Scott Briscoe

It’s All About Brands

Ad Pitch Blog

 

FourSquare İnsanları

Hayata Check-in Olarak Yaşayan İnsanlar…

Gerçeklik ile aralarındaki bağın çekim gücünde yıllara yayılmış ciddi dalgalanmalar yaşanıyordu. Yaşamış olduğu dünyanın gerçeklikleri, dişlerinin sivri uçlarını büyük bir profesyonellik ile saklayarak tüm samimiyeti ve içtenliği ile kendisine sırıtırken, O’nun aklı yine filmin son karesinde idi. Acıların çekildiği, gözyaşlarının dinmediği, egoların gerçeklik torna tezgahında meze olduğu kare… İşte O kare idi kendisini sanal alemlerin sanal karakterlerle bezenmiş hüzünlü dehlizlerine iten.

Read More…

To-Do-List İnsanları

Pazartesi sendromunun damaklarda bıraktığı tarifsiz kötü tadın adıdır “To-Do-List”.

“Yüzünü örten perde açıldığında hakikat eğer hala hakikate benziyorsa, bu durumda, çıplak hakikat diye bir şeyden söz edilemez” der Baudrillard.

İllüzyondan yoksun bir gerçek, hala gerçek olarak kabul görebiliyorsa, bu durumda; gerçek, nesnel bir gerçekliğe nasıl sahip olabilir?

Büyüleme gücünü yitiren şeyler anında ve tamamıyla gerçek, gölgelerinden ve yorumdan yoksun şeylere dönüştüler.

Sanal, gerçekliğin peşinde koşan son avcı ve onu yakıp yıkan yağmacı gibidir. Sanal, bizzat gerçeklik tarafından bir tür bulaşıcı ve yok edici unsur şeklinde salgılanmıştır.

Sanal gerçeklik, gerçeklikle kedinin fareyle oynadığı gibi oynamaktadır. Bu, nesnel gerçekliğin soyutlanma sürecinde devreye sokulan sürecin nihai aşamasıdır.

Sanal Gerçeklik coğrafyasının vatandaşları kendi cenaze namazlarında kendilerini musalla taşında gözlemleyerek, gerçek bedenlerini gömmüş ve hocanın “El Fatiha”  söylemini müteakip kendilerine  birer sanal beden bulmuşlardır.

Buldukları sanal bedenin yaptığı her haraket;  planlı, programlı ve hedef odaklıdır.

Sanal bedenler, daha fazla  ilgi,  daha fazla ün, daha fazla refah düzeyi ve daha yüksek bir statü için sanal terler dökerler.

“To-do-list”; nam-ı diğer yapılacaklar listesi,  sanal bedenlerin gerçeklik ile arasındaki katarakttır.

Pazartesi sendromunun damaklarda bıraktığı tarifsiz kötü tadın adıdır “To-Do-List”.

Kahve İnsanları

Soğuk ve karlı bir sabaha İstanbul’dan önce uyanmıştı. Ağızında, biriktirdiği pişmanlıkların kötü tadı vardı.

Geçmişini unutmaya çalışan biri için, maziden gelen her tat bir çeşit tehdit ya da tehlikedir; bunca yıl sıkı sıkıya kapalı tutulmuş kapılar onlarla zorlanır, bastırılmış anılar onlarla silkinmeye çalışılır, belleğin kuytularına inilmiş nice ayrıntı, onların sorularının tazelediği çağrışımlarla yeniden gün ışığına çıkar.

Uyanır uyanmaz eli her zaman aynı yere doğru, komidin üzerindeki sigara paketine doğru giderdi. Sigarasını yakarken karanlıkta kısa bir süre aydınlanan yüzünde yılların ve yaşanmışlıkların açtığı izler kolayca seçilirdi.

Yatakta yarılanmış sigarası ile geçiştirdiği maziden gelen tadı, tamamen yok etmek ve geçmişten güne uyanabilmek için kendisine filtre kahve hazırlardı.

Aç karnına, tok karnına, yatmadan önce, yattıktan sonra sürekli kahve içme alışkanlığı doktora yaptığı yıllardan kalma bir alışkanlıktı. Kahveyi alışkanlıktan öte bir yaşam biçimi haline getirmiş ve sıkı bir kahve tüketicisi ve  entelektüeli olmuştu.

Yaşanmışlıklarının acı eşiğini unutmak, yeni bir hayat, yeni bir şampiyonluk diyenlerin Metin Ali Feyyaz’ı olan Alkol, Kahve, Sigara ile dostluğunu perçinlemişti. Gastrit ve Ülser’i yaşanmışlıklarına tercih edeli çok olmuştu.
Read More…

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20  Scroll to top