Zerey

Kana Kan 3

09.12: Salı,
Levent, İstanbul

 

kana kan 3

Kana kan 3

 

Alçin: ‘Bilgisayarı bağla da bir test edelim sunumu, sıkıntı olmasın’

Batu: ‘Hemen bağlıyorum Alçin Hanım’

Toplantılarda yapılan kritik sunumlarda, her daim sorun çıkarması ile ünlü olan projektör yüzünden kimse malzeme vermek istemiyordu.

Batu, bilgisayarı bağladı. Görüntüyü ekranda aldı.

Sunumu açtı ve tek tek tüm slideları içindeki bütün detaylarla birlikte kontrol etti.

Herhangi bir problem görünmüyordu. Read More…

Decoding The New Consumer Mind

Decoding The New Consumer Mind, havalı başlık… Bak bak… Yeni tüketicinin kafasının şifrelerini kırmak, anlamak falan filan.

51FxCptPTsL._SX333_BO1,204,203,200_

Havalı bir başlık koymaktan ziyade Kit Yarrow’un  Decoding The New Consumer Mind kitabını okuduktan sonra bu konunun Türk tüketicisine uygun bir şekilde yorumlanması gerekliliği geldi aklıma. Dolayısıyla Kristal Elma’da yaptığım sunumu hazırladım.

Sunum ile ilgili çıkan haberlere de şuradan ve buradan erişebilirsiniz.

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden burslu olarak Ekonomi lisansını ve London School of Economics’ten burslu olarak Bsc Economics lisansını aldıktan sonra Marmara Üniversitesi’nde İngilizce İktisat (MA) ve İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde MBA Yüksek Lisans eğitimlerini tamamladı.

Bilgi Üniversitesi MBA Programları bünyesinde pazarlama yöneticisi ve öğretim üyesi olarak görev yaptıktan sonra Ülker bünyesinde pazarlama ve iş geliştirme müdürlükleri yaptı. Ülker grup şirketlerine ve grup dışı şirketlere yurt içi / yurtdışında pazarlama kapsamında yapılan çeşitli projelerin başında yer aldı.

Ülker’den sonra kariyerine Türk Hava Yolları’nda devam etme kararı olan Yüce Zerey, Türk Hava Yolları’nda eTicaret ve Marka Müdürü olarak görev yaptı. Görevi esnasında, Türk Hava Yolları’nın e-ticaret, interaktif pazarlama faaliyetlerinden ve  global marka yönetiminden sorumlu idi.

Halen The Coca-Cola Company Türkiye, Orta Asya ve Kafkaslar Bölgesi’nin İnteraktif Pazarlama Grup Müdürü olarak profesyonel yaşamına devam eden Yüce Zerey, kurumun bölgede yer alan bütün markalarının interaktif pazarlama faaliyetlerinden sorumludur.

Mevcut pazarlama kariyerine ek olarak 15 senedir Bilgi Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapmakta ve “Pazarlama Yönetimi, İnteraktif Pazarlama” derslerini vermektedir.

Ebitda Niyetine

ebitda.001

Orbay, yakın arkadaşlarının ifadesi ile nam-ı diğer “Bal Orbay”, ailesinin maddi manevi fütursuz desteğini altlık yapmış; üzerine iflah olmaz şans faktörünü cilalamış ve  hayatının her evresinde dört ayak üstüne düşmüş biri. Doğuştan kazananlardan.

Rasim ise, hayatın doğrusal deviniminde ilerlerken her çentiğin bünyesinde iz bıraktığı, acı çekmeden bir sonraki seviyeye yükselmeyi henüz becerememiş,  üstüne üstlük şansın da kendisine cimri davrandığı biri. Ancak tüm bu dezavantajların yanında, zehir gibi bir kafayı, full artı full yetkinlik setini ve delikanlı cesur yüreğini de göz ardı etmemek gerek.

Orbay ile Rasim’in kader çizgileri üniversite yıllarında kesişir. Okulun popüler çocuğu Orbay, sınav öncesinde her daim Rasim’e yamanır. Rasim’den nemalanarak iyi kötü sınavları geçer.

Read More…

Az Entelektüelin Dramı

az entelektuel.001

Entelektüel gibi naif bir kavramın en kaba tasviri manda kasa Mercedes’tir. Ara sokaklarda, dar alanlarda, kısa mesafeleri ilişkilerde, ayak üstü kesişimlerde; çevik ve artistik hareketler gerektiren durumlarda kendini hakkıyla gösteremez. Ancak otobanda yola oturduğunda, kayda değer mesafe kat edildiğinde ve derinlikte boy verilmeye başlandığında kendisini kimse tutamaz.

Az entelektüel ise tüp takviyeli Şahin gibidir. Ara sokaklarda, dar alanlarda, ayak üstü tadımlık ilişki ve sohbetlerde; ani fren ve gazlarla kendini gösterir. Otobanda yola bi türlü hakkıyla oturamaz. Motivasyonu sol şeritte gelen geçenle kapışmak olsa da, bunu her denediğinde g..tü başı patlar. Filmin son sahnesinde ise her daim su kaynatır ve emniyet şeridine çekmek zorunda kalır.

Az entelektüel, hayatının her evresinde aşk ve şevk ile gerçek entelektüele öykünür. Öykünmenin dozundaki konjonktürel dalgalanmalardan dolayı da kendini entelektüel zanneder ve öyle yaşar. İşte dram da tam bu noktada başlar. Araf sınırları aşılmış, taraf seçilmiş, eziklik payesi kuşanılmıştır. Artık bundan sonrası rahvan gitsindir.

Read More…

Az Zenginin Dramı

az_zengin.001

Zengin, sosyo-ekonomik statü düzeyi, parası, malı sonsuzda şuursuzluğa yakınsayan; varlıklı, varsıl, variyetli kişiler grubudur.

Az zengin ise, hayatının merkezine zengini almış, zengini zenginden daha çok konuşan, zenginin yaptıklarını ve / veya yapmadıklarını  zenginin bile fark etmediği, detaylı bir şekilde deneyimlemek için kıt kaynaklarını optimize etme çabasında olan orta – üst sınıf fukara kümesidir.

Maratona tavşan olarak başlayan zenginin arkasından ciğerleri patlayana kadar koşan az zengin, fukara dünyasında, bir çok travmayı, dramı bünyesinde barındır:

Read More…

Çıkarılamayan Goller
fft81_mf2677679
Çıkarılamayan Goller 

O kadar işin gücün arasında bir de mülakat mı yapacaktı? “Bi türlü bulamadık gitti şu proje yöneticisini”  diye hayıflandı yine. Tam insan kaynakları ekosistemine söveyazıyorken departman asistanı aradı. Mülakata çağırıyorlardı. Üflerin püflerle raksından ortaya çıkan hüzünbaz melodiler eşliğinde aşağı indi.

Read More…

Az Popüler Yazarın Dramı…

azpopuleryazarındramı.001
Arafta kalmış bünyesindeki amansız yangınları, sarkastik tekniklerle söndürememiş; hüzünlerini geçmişine, umutlarını kelimelere emanet etmiş kişidir yazar.

Kimisi dünyayı değiştirmek, kimisi kendini geliştirmek, kimisi de yaralarına pansuman olsun diye yazar.

Popüler olanları çok havalıdır. Auraları 34 ila 45 mt arasında değişir. Yazdığı her kelimeyi okur okumaz; değişmeye, gelişmeye, hissetmeye başlarsın. Tanışmak için can atarsın. Her kitabını, hayat hikayesini, tuvalete hangi ayakla girdiğini ezbere bilirsin. Her aktivitesine katılır, kelimeleriyle aranda kurduğun sanal bağın fiziksel dünyada izdüşümünü kovalarsın.

Read More…

Aldım Verdim Ben Seni Yedim

aldımverdim.001

Aldım Verdim Ben Seni Yedim

Kartvizit üzerinde ağız sulandıran bir şirketin köhne bir toplantı odası. Kabloların iç içe geçerek birbirleriyle uzun süreli ciddi bir ilişki yaşama kararı aldığı bir oda.

Odanın tabanındaki, orijinal renginin ne olduğu üzerine büyük bahisler dönen, kat görevlilerinin de yıkamaya tenezzül etmediği, üzerinden nesiller yürümüş halıfleks yüzünden Naz sürekli hapşırıyordu. Hapşırmaktan kafasını sabit tutamamasına rağmen hız kesmeden çalışmaya devam ediyordu. Çünkü cazibesi yüksek toplantı odaları müsait değildi ve elindeki sunumu bir an önce bitirmesi gerekiyordu. Aslında toplantının başında her zaman olduğu gibi iki kişiydiler. Sunumu birlikte hazırlayacaklardı. Kimin ne yapacağını projenin başında iş dağılımını yaparken çok net konuşmuşlardı.

Read More…

1 2 3 9  Scroll to top