Dijital Ego

Dijital ego; bireyi, dijital kültürde başkalarının hayranlığına, ilgisine muhtaç edip; kendini ölçüsüz sevdirerek aynada her daim mükemmeli kovalayan müptezel haline dönüştüren; gerçekliğin sillesiyle karşılaşma sonucu çıkan potansiyel travmalar ve hayal kırıklıkları yaşandığında arkasına bakmadan çekip giden bir illüzyon ustasıdır.

Dijital Ego – Yüce Zerey

Tarihi Egolar

Tarihi Egolar

Bugünü anlamanın yolu geçmişe olan hakimiyetten geçtiği için hikayemize tarihi egolardan başlayalım. Ego’nun büyük devletlerin kaderlerini nasıl etkilediğine bakıldığında olursak; tarih sayfalarının egolarından dolayı milletlerini feda edenlerle dolu olduğunu görürüz.

Egolu Savaşlar

Maraton: MÖ 490’daki Maraton Muharebesi, zamanın filmlere konu olan ürkütücü Pers ordusu; baştan sona hafife aldıkları küçük bir Atina kuvveti tarafından bozguna uğratılmıştır. 

Trasimene: MÖ 217’deki Trasimene Gölü Savaşı’nda Romaların hiç dikkate almadığı Hannibal, Roma’nın 30.000 askerini, belki de tarihteki en büyük pusuya düşürmüştür. 

Didgori: 55.600 askerle Gürcistan Kralı IV. David, Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun devasa 250.000 kişilk ordusunu yenilgiye uğratttı.  Sonuç olarak, Gürcistan Krallığı, Tiflis de dahil olmak üzere Selçuklu topraklarının büyük bir bölümünü ele geçirdi.

Tumu Krizi:  Çin tarihinin en büyük askeri fiyaskosudur.  Ming hanedanının 500.000 kişilik kuvveti,  20.000 kişilik bir Moğol kuvveti tarafından bozguna uğratılmıştır. Ayrıca, Ming hanedanının imparatoru Zhengtong da ele geçirilmiştir. 

II. Dünya Savaşı: II. Dünya Savaşı, baştan sona insan egosunun global ölçekte maliyetini gösterir.  I. Dünya Savaşı’nda ölen 9.5 milyon insanın %95’i asker, %5’i sivil iken II. Dünya Savaşı’nda ölen 65 milyon insanın ise %33’ü asker, %67’si sivildi.

Kurumsal Egolar

Kurumsal Egolar


Savaşlara paralel şekilde kurumsal egoların büyük şirketlerin kaderlerini nasıl etkilediğine bakalım. 1955’te yer alan Fortune 500 şirketlerinin %88’i an itibariyle hayatımızda yok. Özellikle dijitalleşme ile birlikte koca koca şirketlerin kendilerine olan amansız özgüveninden, havayı koklayamamalarından, yeterli inovasyonu yapamamalarından dolayı bayır aşağı nasıl yuvarlandıklarına şahit olduk. 

Kazanan Dijital Şirketler

Kazananlar dijital dünyanın havalı şirketleri oldu. Çünkü bu şirketler bireyi, toplumu, ekonomiyi, iş yapış şekillerini dönüştürerek daha da çok kazandılar. Sonuç olarak da hayatımıza pandemi girince dijital dünyayı referans noktası almış şirketler daha da çok kazandılar. Sonrasında ise daha daha da çok kazanmaya, büyümeye devam ettiler. Çünkü bu şirketler çok iyiydiler. 

Çok İyiyiz

Şimdi burada küçük bir parantez açalım ve hikayenin biraz psikolojisine girelim.  

Çok İyiyiz Psikolojisi

Gölgen ve Sen

Gölge

Gölgenle ne kadar az yüzleşirsen o kadar kara ve yoğun olur. Kabul edilmeyen gölge, dışarıya, diğer insanlara / kurumlara yansıtılır, sorun onlardır, kötü olanlar da onlar. 

Persona

Persona

Persona, gölgenin gücünü denetim altında tutan kişilik bölümüne verilen isimdir ve aynı zamanda  toplum tarafından kabul edilmek için insanın / kurumların taktığı maskedir. 

Yükselen Ego

Yükselen Ego ve Dijital Ego

İnsan veya kurum sürdürdüğü kimliğe kendini çok kaptırır ve egosu yalnızca bu rolle özdeşleştirirse, kişiliğin kalan bölümleri diğer yana itilir. Ego’nun persona ile özdeşleşmesiyle insan veya kurum kendini aşırı önemser ve beğenir. Dolayısıyla, ego yükselir. Yükselen ego bireysel egonun haricinde aynı zamanda; kurumsal ego, yönetici egosu, patron egosu, marka egosudur. 

Dijital Ego

Peki Ego, özellikle bugün konumuz olan dijital ego nedir? 

Dijital ego; bireyi, dijital kültürde başkalarının hayranlığına, ilgisine muhtaç edip; kendini ölçüsüz sevdirerek aynada her daim mükemmeli kovalayan müptezel haline dönüştüren; gerçekliğin sillesiyle karşılaşma sonucu çıkan potansiyel travmalar ve hayal kırıklıkları yaşandığında arkasına bakmadan çekip giden bir illüzyon ustasıdır.

İllüzyon

Gerçeklikle bağını koparmış  sanalın domine ettiği illüzyon ortamı nihayetinde yükselen ego için en bereketli topraklardır. Ego, kendi illüzyonlarını yaratır, kendi illüzyonlarına önce kendisi sonra da çevresini inandırır. 

Beğenilme

Bunun akabinde de beğenilme motivasyonu gelir. Kendini ölçüsüz seven başkalarının beğenisine muhtaçtır. 

Olumlama

Beğenilen performans devam ederken; sistem, negatif ve eleştirel öğeleri istemez, sürekli olumlama yapar. 

Performans

Performans, bu ego merkezli sistemin yakıtı olduğundan herkes yakıt bitmemesi için üstün performansa devam eder. 

Depresyon

Depresyon: Hayatını beğenilme üzerine kuran organizmaların derininde iyi maskelenmiş bir depresyon yaşanır. 

Yabancılaşma


Yabancılaşma: Kendisini geliştirdiği gerçek dışı amaçlara ulaşamamış hissettiğinden yetersizlik duygularına kapılır, dünyasına yabancılaşır.

Yalnızlık

Yalnızlık: Özünde yalnızdır, ama yalnızlığını fark etmemek için yalnız kalamaz. Yalnız kalamayan insan, sürekli meşgul çalan bir telefon gibidir ama farkında değildir. 

Kaygı

Kaygı: Tanımadığın bir dünya çığ misali üzerine gelirken algıları açık tutma ve şüphe ve eleştiriden daha güvenilir liman kalmaz.

Mış Gibi Yaşamlar

Mış gibi yaşam: Sonuç olarak persona ile kendi arasında gidip gelen insan, toplumsal beğeni ve kabul edilebilirlik doğrultusunda “mış gibi” yaşar. 

Ne Yapmalı?

Kurumsal Olarak Ne Yapmalı?

  1. Çalışanlarının, paydaşlarının, müşterilerinin insan olduğunu ve insan gibi davranmayı unutma.
  2. Bugünün empatisinin yarının KPIlarına katkı sağlayacağını hatırla.
  3. Eksiklerinle, hatalarınla ve arızalarınla yüzleş, bugünün KPIlarının arkasına sığınma.
  4. Kendini aldatma ihtiyacını duymayacak olgunluk seviyesine gelmeye çalış, illüzyonlarından arın. 
  5. İmkansız bir hedef belirlemenin geleceğe değer katmaktan ziyade bugünü değersizleştirdiğini unutma.

Bireysel Olarak Ne Yapmalı?


  1. Ötekiyle bir araya geldiğinde, tıpkı senin gibi “biricik” olan bir insanla bir araya geldiğinin bilincinde ol.
  2. Sürekli haz arayanların mutluluğu kısa ömürlüdür. En çabuk gerçekleşen haz aynı zamanda en kolay yok olandır.
  3. Kendini ölçüsüz sevenlerin başkalarının hayranlığına muhtaç olduğunu unutma.
  4. Hayal kırıklığı, beklentilerinin aşırı, kusursuz ve mükemmel olmasıyla alakalıdır. Gözden geçir.
  5. Aklına gelen her şeyi yapmak acizlik göstergesidir. Sor: kalbin istiyor mu onları?
  6. “Like” ile gelen ilginin “Unfollow”  ile gidebileceğini unutma.
  7. Bu dünyanın prangası çoktur. Sahip olunan her şey prangaların sayısını artırır. Ya gerçekten hakiki ihtiyaçlarla meşgul olmalısın ya da hiçbir şeyin yegane sahibi olmadığını bilmelisin.
  8. Sevinci; başkalarını ve varlıklarını sömürmekte değil, vermekte ve paylaşmakta bul.
  9. Kendi hayatını kısıtlayarak başkalarının hayatlarına baskı yapma. 
  10. İstediğinin, istemediğinin farkında olup hayır demeyi bil.
  11. Kendini çok sevmeyi bırak, insan varoluşunun sınırlarını ve kısıtlarını kavra. 
  12. Elde ettiğinde elinde sadece sanal mutlulukların kalacağı başarı olanaklarını kötülük ile takas etme. 
  13. Gelip geçici hevesleri bir kenara bırakıp gerçek tutkulara yönel. 
  14. Akışa kapılma. Kendi akışına sahip ol. 
  15. Kendin Ol!